Nurun küçük kahramanlarından Mustafa Sungur ve Rahmi’nin az bir zamanda, eski harfle, Mustafa Sungur’un gayet mükemmel Meyvenin Onbirinci Mes'elesi Hâtimesi ile ve Rahmi’nin Gençlik Rehberini eski harfle güzelce yazmaları; ve Kastamonu’dan gelen kitaplarım içinde bize göndermeleri; hakikaten benim için yeni biraderzâdelerim bir Abdurrahman ve Fuâd dünyaya gelmiş gibi beni memnun ediyor. ∗∗∗
► (169) ◄
Edhem Hoca nâmında Balıkesir’de muhâcir ve Celâleddin-i Rûmî’nin mensûblarından, yirmi seneye yakın köy hocalığı ve çocuklara Kur'ân okutmakla meşgul ve şimdi de tam Risale-i Nura Balıkesir ve Kırkağaç havâlisinde hizmet eden ve uzun mektûbuyla korkak hocaları Nurlara dâvet eden ve cesâret veren ve Balıkesir, Kırkağaç havâlisi Nur şâkirdleri nâmına “Sandıklı Alamescid Köy imâmı İbrahim Edhem” imzasıyla yazdığı mektûbda, çok ehemmiyetli ve güzel fıkraları var; ve korkak hocalara tokatları var. O zâtı cidden tebrik ediyorum. Cenâb-ı Hak muvaffak eylesin. Hem ona, hem mektûbunda isimleri bulunan yeni ve çok Nurculara selâm ediyorum. Onun uzun mektûbunu, hastalığımdan, tashih ve ıslah ve ta'dil edemedim. Hakkımda pek ziyâde senâlarını ya kaldırmak, ya ta'dil etmek lâzımdır. “Lâhika”ya girmek için sûretini size gönderiyorum. İnşâallâh Hasan Feyzi, Ahmed Fuâd, muallimleri Nurlara sevkettikleri gibi; bu gayretli kardeşimiz de hocaları Nurlara sevkedecek.
Ben Denizli Oteli’nde iken bana mahdumuyla ara sıra ekmek, ateş cihetinde hizmet eden ve Tâhir Çavuş’la bana mektûb gönderen ekmekçi Mustafa’ya da selâm ediyorum.
Umuma binler selâm ve selâmetlerine duâ ederiz. ∗∗∗
► (170) ◄
[Maddî ve manevî bir suâl münâsebetiyle hâtıra gelen bir cevaptır.]
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Deniliyor ki: “Neden Nur şâkirdlerinin kuvvetli hüsn-ü zanları ve kat'î kanâatleri, senin şahsın hakkında Nurlara daha ziyâde şevklerine medâr olan bir makamı ve kemâlâtı şahsına kabûl etmiyorsun? Yalnız Risale-i Nur’a verip, kendini çok kusurlu bir hàdim gösteriyorsun?”
Elcevab: Hadsiz hamd ve şükür olsun ki, Risale-i Nurun öyle kuvvetli ve sarsılmaz istinâd noktaları ve öyle parlak ve keskin hüccetleri var ki; benim şahsımda zannedilen meziyete, isti'dâda ihtiyacı yoktur.
