İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 133 / 267
133

► (089) ◄

Azîz, Sıddık Kardeşlerim ve benim hakkımda bu gurbette samîmî akrabalarım Osman, Mehmed, Hasan Efendiler!

Sizin hàlisâne bana ve Risale-i Nura karşı hiç unutulmayacak hizmetinize bir mükâfât-ı âcile olarak Hasan Feyzi ve sâir talebelerin, Çalışkan Hânedânına karşı fevkalâde teveccühleri ve umum memlekette sizin şerefinizi neşretmeleri ve ehl-i hakikati size dost yapmakları cihetiyle, benden ziyâde Risale-i Nur ve şâkirdlerini himâye ve muhâfaza etmek ve ehl-i siyasetin ve beni zehirleyen düşmanlarımın desîselerinden kurtarmak için gayet derecede bir ihtiyat, tam bir sadâkat ve benim yerimde tam bir dikkat ile mükellefsiniz. Yoksa az bir hatâ, yalnız bana değil, belki binler masûm şâkirdlere ve şimdi parlayan şerefinize dokunacak. Benim vaziyetim ve verilen sıkıntılar altı vecihle kanunsuz olmasından, ileride mes'ûliyetten kurtarmak için insafsız ve kanunsuz beni tâzib edenler, kendilerine bir bahâne, bir vesile arıyorlar. Pek çok dikkatli olmanız lâzımdır.

∗∗∗

► (090) ◄

Azîz, Sıddık Kardeşlerim!

Evvelâ: Bir-iki gün evvel hasbihâlin bir parçası size gönderilmiş. Tâ, siz onu esâs tutup, lüzum olduğu zaman ya istid'a veya o vekile ve mahkemeye vermek veya başka makàmâta o parça ile müracaat etmek ve kardeşlerimiz dahi o esâs üzerine kendilerini münâfıklara karşı müdafaa etmek için size gönderilmiş. Demek, şimdiye kadar bana garazla işkenceli sıkıntıları verdiren, en başta o imiş. Her ne ise. Siz, meşveretle ne lâzımsa yaparsınız. Fakat ihtiyatla, telâşsız, velveleye vermemek lâzım.

Sâniyen: Bu defa görüşmediğim buranın korkak müftüsü vâsıtasıyla, Hulûsî’nin, Kars’tan bir mektûbunu biraderzâdem Nihad’ın mektûbuyla aldım. Elhak, o kardeşimiz, dâima fevkalâde sadâkatini ve Nurlara kuvvetli alâkasını muhâfaza ediyor. Mânidâr bir tevâfuktur ki, bilmediği hâlde, Nihad’ın orada bulunması ihtimaliyle, Sabri’ye ait fıkrada demiştim ki: Nihad, Kars’ta ise, Hulûsî ile görüşür meâlinde burada söylediğim ve sonra size yazdığım aynı zamanda, o ikisi şimdiye kadar sükût ettikleri hâlde, beraber bana mektûb yazıyorlar.

Sâlisen: Re'fet kardeşimizin kemâl-i sadâkat ve alâkasını ve Hulûsî gibi Nurların bir kumandanı olduğunu gösteren mektûbu, Hulûsî’nin mektûbunu aldığım zamanına tevâfuku, latîf ve sürûrlu oldu. O ikisi “Lâhika”ya girsin ve Re'fetin masûmlara Kur'ân okutması ve kendisi

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.