► (200) ◄
Mu'cizeli Kur'ânımızdan Sûre-i Rahmân tevâfukât-ı latîfesi içinde bulunan cüz ile –güzel tevâfuklu bir cüz ile– İstanbul’da matbaacı Azîz’e göstermek için göndermiştik; o da çok beğenmiş, söz vermiş ki: “Ne vakit isterseniz, bunu da Hizb-i Kur'âniye ve Hizb-i Nuriye gibi fotoğrafla tab'edeceğim. Hindistan’a bir milyon Kur'ânı göndermeğe söz verdiğimden, bu mu'cizâtlı Kur'ânı da içinde onlara göndermek güzel olur.”
Cenâb-ı Hak, inşâallâh Nurcuları muvaffak eder. ∗∗∗
► (201) ◄
Sikke-i Gaybiye’nin fiatı olarak elli Rehber’i nâşirlerinden parasını verdim, aldım, size gönderiyorum. Hem o mübârek mecmuanın bir mübârek fiatı olarak, bana hizmet eden ve şimdilik pek lüzumu bulunmayan ve başkalarına da vermek istemediğim iki tencere ve onbeş sene giydiğim pamuklu entari ve gayet mübârek bir kitaba mukâbil, bir çaydanlık ve yirmidört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura ve çok zamandan beri bana hizmet eden bir çarşaf, hazır Kılınç Ali’nin pederiyle Ahmed Rasih’in tahmin ve tensibiyle, dokuz lira tencere, dokuz lira da çaydanlık, dokuz lira tıraş bıçağı, pamuklu entari ve çarşaf ile iki el havlusu ve bir iç donu ile bir pamuklu gömlek fiatı yekûnu yüzyirmi beş lira tahmin edilmiştir. Hazır olan zâtlar bu kıymeti takdir ettiler; ben, daha az fiat verdim; bu fiat çoktur derim.
Umuma selâm. ∗∗∗
► (202) ◄
Azîz, Sıddık Kardeşlerimiz!
Evvelâ: Leyâli-i aşerenizi tebrik ile beraber, size Nurun iki kerâmetini beyân ediyoruz. Şöyle ki: Bu sıralarda çok cihetlerde, hususan makine ile Nurların inkişafatı, gizli düşman zındıkları şaşırttı. Cüz'î, fakat elîm bir tarzda bir plân ile, çok evhâma ve iftiralara medâr olabilir bir hâdiseyi, bir bîçâre muhâkemesiz bir adamın vâsıtasıyla yaptırdılar ki, burada Nurun en mühim ve vazifesi en ehemmiyetli bir şâkirdini, tam hânesinin yanında dört gülle ile, o bîçâre adam yaralanıyor. Doktor “Yüzde yüz ölecektir” diyor. O mecrûhun tarafında da'vâ edecek, resmî, gayr-ı resmî çok adamlar varken ve yüzde doksan o ehemmiyetli şâkirde isnâd etmek ve o vesile ile hânesindeki bütün Nur Risalelerini ve mektûblarını taharrî bahânesiyle elde etmek yüzde doksan ihtimali varken ve o vâsıta ile beni ve Nurcuları alâkadar etmek ve o masûm şâkirdi de acîb iftiralarla lekedâr etmek, esbâblar olduğu hâlde, فَاِنَّكَ مَحْرُوسٌ بِعَيْنِ الْعِنَايَةِ sırrıyla yine inâyet-i İlâhiye imdâda yetişti. O adam tam yüzünden dört gülle ile yakından vurulduğu hâlde ölmedi. Ve hàrika bir sûrette hiçbir şâhid bulunmadı. Hiçbir emâre bulunmadı. O vurulan adam, ne mahkemeye, ne babasına,
