İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 248 / 267
248

► (207) ◄

Azîz, Sıddık Kardeşlerim,

Evvelâ: Umum Nurcuların mübârek bayramlarını ve haccü'l-ekberde bulunan Nur şâkirdleriyle ve hacdaki Nur tarafdârlarının bayramlarını tebrik içinde ve çok zamandan beri esâret altında kalmış ve istiklâliyetini kaybetmiş Hindistan, Arabistan gibi Âlem-i İslâmın büyük memleketleri birer devlet-i İslâmiye şeklinde Hind’de yüz milyon bir devlet-i İslâmiye, Cava’da elli milyondan ziyâde bir devlet-i İslâmiye ve Arabistan’da dört-beş hükûmet bir cemâhîr-i müttefika gibi Arab birliği ile İslâm birliğini birleştirmesindeki Âlem-i İslâmın bu büyük bayramının mukaddimesini tebrik ile bu bayram bize müjde veriyor.

Sâniyen: İstanbul’da, Re'fet Beyin ve Mustafa Oruç’un yazdıklarına göre, çok zaman İslâm ordusunu idare eden ve sonra dâru'l-fünûna inkılâb eden harbiye nezâreti ve bâb-ı seraskerî, o muazzam binanın alnında ﴾ اِنَّا فَتَحْنَالَكَ فَتْحًا مُبِينًا ﴾ ﴿ وَيَنْصُرَكَ اللّٰهُ نَصْرًا عَزِيزًا ﴿ hatt-ı Kur'ân ile o mânidâr Kur'ân âyeti yazılmışken, sonra da mermer taşlarla üzeri kapatılıp o Nurları gizlemişlerdi. Şimdi yeniden hatt-ı Kur'âniyeye bir nümûne-i müsâade ve Risale-i Nurun takib ettiği maksadına bir vesile ve Üniversite ileride bir Nur medresesi olmasına bir işâret olduğu gibi, Denizli Nurcularından Ahmed’lerin meşhûr âlim ve akılca ondokuzuncu asrın en büyüğü ve ictimâî feylesofların en ilerisi Bismark’ın eserinden aldıkları bir fıkrada, o yüksek Bismark, eserinde diyor ki:

“Kur'ânı her cihetle tedkik ettim, her kelimesinde büyük bir hikmet gördüm. Bunun misli ve beşeriyeti idare edecek hiçbir eser yoktur ve gelemez.”

Ve Peygambere hitâben der:

“Yâ Muhammed! Sana muâsır olamadığımdan çok müteessirim. Beşeriyet senin gibi mümtâz bir kudreti bir defa görmüş, ba'de-mâ göremeyecektir. Binâenaleyh, senin huzurunda kemâl-i hürmetle eğilirim.”

Bismark

diye imzasını atmış. Ve o fıkrasında tahrif ve nesholunan kütüb-ü münzeleyi ziyâde tenkìs ettiği için, o cümleler yazılmamalı; ben de işâret ettim.

O zât ondokuzuncu asrın en akıllı ve en büyük bir feylesofu ve siyasetin ve ictimâiyat-ı beşeriyenin en mühim bir şahsiyeti olması; hem Âlem-i İslâm, istiklâliyetini bir derece elde etmesi; ve ecnebî hükûmetlerin hakàik-ı Kur'âniyeyi araması; ve garb ve şimâl-i garbîde Kur'ân lehinde büyük bir cereyan bulunması; hem Amerika’nın en yüksek ve meşhûr

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.