► (002) ◄ Mühim Bir Suâle Hakikatli Bir Cevaptır
MÜHİM BİR SUÂLE HAKİKATLİ BİR CEVAPTIR
Büyük memurlardan birkaç zât benden sordular ki:
“Mustafa Kemâl sana üç yüz lira maaş verip, Kürdistan’a ve Vilâyât-ı Şarkıyeye, Şeyh Sinûsî yerine vâiz-i umumî yapmak teklifini neden kabûl etmedin? Eğer kabûl etseydin, ihtilâl yüzünden kesilen yüzbin adamın hayatlarını kurtarmaya sebeb olurdun?” dediler.
Ben de onlara cevaben dedim ki:
Yirmişer-otuzar senelik hayat-ı dünyeviyeyi o adamlar için kurtarmadığıma bedel, yüzbinler vatandaşa, herbirisine milyonlar sene uhrevî hayatı kazandırmaya vesile olan Risale-i Nur, o zâyiâtın yerine binler derece iş görmüş.
Eğer o teklifi ben kabûl etseydim, hiçbir şeye âlet olamayan ve tâbi olmayan ve sırr-ı ihlâsı taşıyan Risale-i Nur meydâna gelmezdi. Hattâ ben, hapiste muhterem kardeşlerime demiştim: Eğer Ankara’ya gönderilen Risale-i Nurun şiddetli tokatları için beni i'dâma mahkûm eden zâtlar, Risale-i Nur ile îmânlarını kurtarıp i'dâm-ı ebedîden necât bulsalar, siz şâhid olunuz, ben onları da rûh u canımla helâl ederim!
Berâetimizden sonra Denizli’de beni tarassudla tâciz edenlere ve büyük âmirlerine ve polis müdürüyle müfettişlere dedim:
Risale-i Nurun kàbil-i inkâr olmayan bir kerâmetidir ki; yirmi sene mazlumiyet hayatımda, yüzer risale ve mektûblarımda ve binler şâkirdlerde hiçbir cereyan, hiçbir cem'iyet ile ve dâhilî ve haricî hiçbir komite ile hiçbir vesika, hiçbir alâka dokuz ay tedkîkàtta bulunmamasıdır. Hiçbir fikrin ve tedbirin haddi midir ki, bu hàrika vaziyeti versin. Bir tek adamın, birkaç senedeki mahrem esrârı meydâna çıksa, elbette onu mes'ûl ve mahcûb edecek yirmi madde bulunacak. Mâdem hakikat budur; ya diyeceksiniz ki: “Pek hàrika ve mağlûb olmaz bir dehâ bu işi çeviriyor” veya diyeceksiniz: “Gayet inâyetkârâne bir Hıfz-ı İlâhîdir.” Elbette böyle bir dehâ ile mübâreze etmek hatâdır, millete ve vatana büyük bir zarardır ve böyle bir Hıfz-ı İlâhî ve İnâyet-i Rabbâniyeye karşı gelmek Fir'avunâne bir temerrüddür.
Eğer deseniz:
“Seni serbest bıraksak ve tarassud ve nezâret etmesek, derslerinle ve gizli esrârınla hayat-ı ictimâiyemizi bulandırabilirsin.”
Ben de derim:
Benim derslerim, bilâ-istisna –bütünü– hükûmetin ve adliyenin eline geçmiş, bir gün cezayı mûcib bir madde bulunmamış. Kırk-ellibin nüsha
