ve mâdem bu iki kitab, Kur'ânın iki keskin kılıncı ve iki parlak hüccetleridir ve en muannidleri de teslîme mecbur ediyorlar; ve mâdem bu iki eser, dehşetli ve tahribci anarşistliği yetiştiren, şimâlden gelen dinsizlik cereyanına karşı tam mukàbele edebilir bir kuvvette olduklarına binler ehl-i tahkîk ve ehl-i fen şehâdet ediyorlar; ve mâdem şimdiki hükûmet Kur'ân mekteblerini açıyor ve mekteblere dinî dersler vermeğe emir etmiş; elbette bize karşı bu muâmele, emsâlsiz ve keyfî bir zulüm ve vatana ve millete ve âsâyişe ve hürriyet-i vicdâna bir cinayettir. Biz istemiyoruz ki dünya siyaseti bize bulaşsın. Yoksa, haberiniz olsun ki biz hakkımızı tam müdafaa edebiliriz. Bizi mecbur etmeyiniz...
Umumunuza binler selâm...
Benim için münâsib bir vakitte cildlendirdiğiniz Asâ-yı Mûsa’dan gönderirsiniz. Husrev’in, vazifesini tam yaptıktan sonra gelen bu maddî zararın hiç ehemmiyeti yok. Zülfikàrlar tam intişar etti, Asâ-yı Mûsa da az zâyiât olmakla beraber inşâallâh manevî pek çok menfaati olacak. Yalnız Nurcular sebat ve tesânüdlerini muhâfaza edip telâş etmesinler, şevkleri kırılmasın.
Kardeşiniz
Said Nursî ∗∗∗
► (175) ◄
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Mâdem Isparta Nur dershânesi hükmüne geçmiş ve şimdiye kadar her yerden ziyâde oranın hükûmeti ve zâbıtası müsâmahakâr belki dost nazarıyla Nurculara bakmış, ziyâde incitmemiş; biz dahi Isparta’nın mübârekiyeti hesabına onların bu hâdisede ilişmelerinden gücenmiyoruz ve bir cihette onları da tebrik ediyoruz ki; Nurun eczâlarını vazifece tedkik etmeğe ve okumağa ve istifade etmeğe muvaffak oluyorlar. Zâten onların hakkıdır. En evvel onlar okusunlar. Îmânı kuvvetli bir zâbıta veya adliye memurunun, on adam kadar millete ve vatana faydası olabilir. Onun için, maddî zâyiâtımız, bu manevî fâideye nisbeten hiç ehemmiyeti yok. Münâsib gelse, benim tarafımdan da emniyet müdürü ve müddeiumumîye selâm edip deyiniz ki: “Ben onlara bedduâ değil, bil'akis duâ ediyorum ki: Yâ Rabbi! Onlara îmân-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ver ve Nurlardan müstefîd yap.” ∗∗∗
