Diyânet Reisinin tensibi ve muâvenetini ümîd ediyoruz” diye mektûb yazdık.
Bu defa bana mahkemede sordukları pek çok mânâsız suâller içinde “Ne ile yaşıyorsun?”
Dedim ki: “İktisad bereketiyle” hattâ bir vakit Isparta’da bir ramazanda bir ekmek, bir kilo torba yoğurdu, bir kilo pirinç ile yaşayan bir adam, maîşeti için dünyaya tenezzül etmez ve hediyeyi de kabûl etmeğe mecbur olmaz.
∗∗∗
► (217) ◄
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Evvelâ: Sizin muvaffakıyetinizi ve sebatınızı ve Yirmidokuzuncu Söz’ün elifler kerâmetini muhâfazasıyla mumlu kağıtlara yazılmasını ve çalışmanıza fütûr gelmemesini rûh u canımızla tebrik ediyoruz.
Sâniyen: Dört saat ifâdemi almakla, pek çok emsâlsiz bir sıkıntı çektiğim on saat sonra, âdeta aynı zamanda iki milyon lira zarar veren maârif yangını gösterdi ki; Risale-i Nur, belâların def'ine bir vesiledir ki: Nurlara hücum edildi, belâ yol buldu geldi.
Sâlisen: Risale-i Nurun kerâmeti olarak yangına dair yazılan bir parça, bir haftadan beri size göndermek için bekliyordu. Çünkü ziyâde evhâmlarından postahânelere çok dikkat ettiklerinden posta ile göndermedik. Sizin de mahkemece hakîki vaziyetinizi merak ediyoruz. “Kardeşimiz Burhan’ın bir küçük musîbeti varmış” diye yazıyor, neymiş? Merak ettik. Cenâb-ı Hak def'etsin. Hem Re'fet bey, hem Abdullâh Çavuşun mektûblarından çok memnun oldum. Onlara hususan selâm ediyorum. Umuma selâm.
Kardeşiniz
Said Nursî ∗∗∗
