İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 47 / 267
47

Risale-i Nurun irşadıyla, yirmi sene haps-i münferid hükmünde işkenceli bir hayat geçirdik; inşâallâh o sünnetin terkine bir keffârettir.

Hem bunu kat'iyyen ilân ediyorum ki: Risale-i Nur, Kur'ânın malıdır. Benim ne haddim var ki, sâhib olayım; tâ ki kusurlarım ona sirâyet etsin. Belki o Nurun kusurlu bir hàdimi ve o elmas mücevherât dükkânının bir dellâlıyım. Benim karmakarışık vaziyetim; ona sirâyet edemez, ona dokunamaz. Zâten Risale-i Nurun bize verdiği ders de, hakikat-i ihlâs ve terk-i enâniyet ve dâima kendini kusurlu bilmek ve hodfürûşluk etmemektir. Kendimizi değil, Risale-i Nurun şahs-ı manevîsini ehl-i îmâna gösteriyoruz. Bizler, kusurumuzu görene ve bize bildirene –fakat hakikat olmak şartıyla– minnetdâr oluyoruz, Allah râzı olsun deriz. Boynumuzda bir akrep bulunsa, ısırmadan atılsa, nasıl memnun oluruz; kusurumuzu –fakat garaz ve inâd olmamak şartıyla ve bid'alara ve dalâlete yardım etmemek kaydı ile– kabûl edip minnetdâr oluyoruz. ∗∗∗

► (025) ◄

Azîz Kardeşlerim!

Hazret-i Ali (R.A.) وَبِالْآيَةِ الْكُبْرٰى اَمِنِّى مِنَ الْفَجَتْ fıkrasında Âyetü'l-Kübrâ yüzünden şâkirdleri bir musîbete düşüp ve onun berekâtıyla emniyet ve selâmete çıkacaklarını kerâmetkârâne haber verdiği gibi, Âyetü'l-Kübrâ Risalesi Nurlar içinde yüzer matbu' nüshasıyla serbestiyet noktasında daha ziyâde mevki alması cihetiyle bu memlekete üç büyük yağmur rahmetine birinci vesile olduğu gibi; ben, dünya hâlini bilmiyorum, fakat eskiden beri boğazımızı sıkan ve dâima bizi istilâ etmeye fırsat bekleyen ve dehşetli kuvvet alan ve tarafdârlar bulan ve bizi istinâdsız zannıyla fırsat bekliyenin istilâsından ve esâretinden Âyetü'l-Kübrâ ve arkadaşlarının serbestiyeti çok hâdise ve emârelerle şimdiye kadar Risale-i Nur –sadaka gibi– belâların def'ine bir vesile olduğundan, bu da bu belâya karşı vesiledir denilebilir. Ve İmâm-ı Ali Radıyallahu Anhu’nun وَاسْمُ عَصَا مُوسٰى بِهِ الظُّلْمَةُ انْجَلَتْ fıkrasında bir vecihte Âyetü'l-Kübrâ Risalesi maksûd olduğu gibi, Denizli Meyvesinin Onbir Mes'elesi “Hüccetü'l-Bâliğa”, Onbir Hüccetiyle, aynen Asâ-yı Mûsa’nın Onbir mu'cizesine tevâfuk edip, bu fıkrada aynen Âyetü'l-Kübrâ Risalesi gibi İmâm-ı Ali’nin (R.A.) medâr-ı nazarı olduğu kalbime ihtar edildi.

Demek Meyve Risalesi, Asâ-yı Mûsa gibi çok fir'avunları susturur, mağlûb eder. Âyetü'l-Kübrâ’yı tab'eden kahraman ve mübârek kardeşlerimiz, pek büyük bir Hizmet-i Nuriye yapmışlar. Merhum Hâfız Ali’nin (R.A.) Hizmet-i Nuriyesi, bununla da devam ediyor. ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.