İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 33 / 267
33

Biz Risale-i Nur şâkirdleri dünyaya çok ehemmiyet vermediğimizden, dünyaya yalnız Risale-i Nur için baktığımızdan, bu yağmursuzlukta dahi o noktadan bakıyoruz. İşte Denizli’de mahkemeye verilen cüz'î bir kısım Risale-i Nur, sâhiblerine iâdesinin aynı zamanında, burada dahi bir kısım zâtlar yazmağa başlamaları aynı vaktinde, bu yağmursuzlukta bir derece rahmet yağdı. Fakat Risale-i Nurun serbestiyeti cüz'î olmasından, rahmet dahi cüz'i kaldı. İnşâallâh, yakında benim de risalelerim iâde edilecek, tam serbest ve intişarı küllîleşecek ve rahmet dahi tam olacak. ∗∗∗

► (015) ◄

Azîz, Sıddık Kardeşlerim!

Hizbü'l-Kur'ânü'l-Muazzam’ın hem fevkalâde ehemmiyeti, hem fâideleri; hem okumasında hiçbir vesvesenin gelmemesi, hem bütün Kur'ânın en sevâblı âyetlerinin ihtivası, hem Risale-i Nuriyenin bütün esâslarını ve hakikatlerini cem'etmesi; hem herkese, hususan her vakit bütün Kur'ânı okumaya fırsat bulamayan ve hâfız olmayanlara tamam Kur'ânın bir nümûne-i kudsîsi; hem tamam Kur'ânın tevâfuklu tab'ında bir misâl-i musağğarı ve müjdecisi; hem maddî ve lafzî ve manevî parlak bir i'câz göstermesi gibi, pek çok hâsiyetleri var ve bu şühûr-u mübârekedeki pek çok bereketlere ve nurlara ve sevâblara medârdır ve onun tab'ına ve neşrine çalışmışlara çok büyük hayırlar kazandırır. Risale-i Nurun iki parlak ve kudsî istinâd noktası ve âb-ı hayat çeşmesi olan ﴾ شَهِدَ اللّٰهُ اَنَّـهُ لااِلٰهَاِلَّاهُوَ وَالْمَلٰئِكَةُ...الخ ﴿ âyetiyle, ﴾ قُلِ اللّٰهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ...الخ ﴿ âyeti, her nasılsa sehven Sûre-i Âl-i İmran’dan alınan âyetlerde yazılmamışlar. O iki âyeti de yazıp içine koyunuz.

Bugünlerde on ikinci sahifeyi okurken birden ﴾ اِنَّ الْمُنَافِقِينَ فِى الدَّرْكِ الْاَسْفَلِ مِنَ النَّارِ ﴿ âyeti gözüme ilişti. Mâkabline baktım ﴾ وَمَنْ اَحْسَنُ دِينًا مِمَّنْ اَسْلَمَ وَجْهَهُ لِلّٰهِ  ﴿ ilâ âhir gördüm. Arka sahifesine baktım, gördüm ki; Risale-i Nura işâret eden dört âyet var ve onlar, Birinci Şuâ’da izâh edilmiş. Kalbime geldi. Herhalde bu dehşetli âyet, bu dehşetli ve zulümâtlı ve nifâkı kuvvetli asrımıza da hususî bakar. Dikkat ettim, kanâatim geldi. Bir emâresi şudur ki: ﴾ اِنَّ الْمُنَافِقِينَ فِى الدَّرْكِ الْاَسْفَلِ مِنَ النَّارِ ﴿ cifir ve ebced hesabıyla, tam tamına nifâkın dört mertebesinin tarihlerine tevâfuk ile parmak basıyor. Şöyle ki:

Şeddeler sayılır, eğer okunmayan hemzeler ve فِى deki okunmayan ى sayılmazsa, tam tamına bin üçyüz altmışiki ederek bu seneye parmak basar.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.