► (103) ◄
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Çok ehemmiyetli mektûblarınıza bir tek muhtasar cevaba mecburiyetim var.
Evvelâ: Suâlleri, çok nurlu hakikatlerin zuhûruna vesile olan Re'fet’in, hem masûmlara Kur'ân ve Nurları ders vermesi, hem kendisi Nur Lem'alarıyla meşgul olması, hem tashihâtta bana ve Husrev’e yardım etmesi, hem İstanbul’da Asâ-yı Mûsa’nın insaflı âlimlerin ellerine geçmesine çalışması, çok şâyân-ı tebriktir. Ve yeni suâline şimdi cevab verilmez, daha zamanı gelmemiş.
Kahraman Burhan’ın serbest fırkasının reisine verdiği cevab güzeldir. Evet, Nurcular, siyasetlerle alâkaları olmaz. Yalnız îmân hakikatleriyle bütün hayatları bağlıdır. Şimdiye kadar gizli komiteden, siyaseti dinsizliğe ve zındıkaya âlet edenler, istibdâd-ı mutlakla Nurcuları ezdiler. İnşâallâh, bir sebeb çıkar (Hâşiye) [^11] o istibdâdı kıracak, masûm ve mazlum Nurcuları kurtaracak. Fakat çok dikkat ve ihtiyat lâzımdır. Risale-i Nur, dünyada her cereyanın fevkınde bulunması ve umumun malı olması cihetiyle, bir tarafa tâbi ve dâhil olmaz. Belki mütecâviz dinsizlere karşı haklı tarafa yardımcı olur ve dost olur ve ihtiyat kuvveti hükmünde onlara bir nokta-i istinâd olur. Fakat siyaset hesabına değil; belki Nurların intişarı ve maslahatı hesabına bazı kardeşler; Nurlar nâmına değil; belki kendi şahısları nâmına girebilir. Hususan, mübârek Isparta’nın şimdiye kadar Nurlar medresesi olması ve muârızların dahi ona çok ilişmemesi noktasında, dâhilde tarafgirâne vaziyet almamak, mu'terizlerin nedâmetine ve hakikate dönmelerine bir vesile olabilir. Siz daha iyi bilirsiniz.
[^11]:(Hâşiye) Demokrat çıktı, bir derece kırdı.
Salâhaddin’in mektûbu, birkaç cihette ehemmiyetlidir. Amerika âlimleri, elbette Asâ-yı Mûsa Risalesi’ne lâkayd kalmayacaklar. Eğer dini, din için seven kısmının ellerine geçse, fütûhât yapar. Yoksa, bazı enâniyetli hocalarımız gibi, kıskançlık damarıyla neşrine ve tervîcine çalışmaları meşkûktür. Her ne ise. İnâyet-i İlâhiyeye havâledir. ∗∗∗
