değil, dört bin liraya kadar fedâkârâne çalışmışlar. Buraya geldikleri vakit, yedi saat memnuniyetle telâkki edip, o arzuyu bir duâ-yı makbûle zannettiğim hâlde, birden bu gecede manevî i'tirâz ve itâb gördüm. O arzumun hatâsını anladım. Hiç görmediğim bu tarz manevî itâbın, üç sebebi var, başka vakit izâh edilecek.
Bu otomobili alan beş kardeşimiz kat'iyyen bilsinler ki, değil beşinin bir otomobili sadaka ve ihsân ve hediye etmişler, belki onların hayırlı niyetleri cihetinde Risale-i Nur dâiresi hizmetinde herbiri tam bir otomobil fiatı kadar bir hediye bilfiil yapmışlar gibi ma'nen kabûl edildiğine bana bir işâret ve kanâat var. Mâdem, kardeşlerim, sizin hàlisâne bu hizmetiniz hakkınızda böyle makbûliyet var. Siz müteessir olmayınız. Beni de bu manevî itâbdan kurtarınız. Hem benim düstur-u hayatıma, hem Risale-i Nurun sırr-ı ihlâsına gelmek ihtimali bulunan zararı çabuk tamir ediniz. Hem o otomobil burada kalmasın. En büyük hisseyi veren zâtın yanına gitsin. Üç ehemmiyetli sebebi izâh ettiğim vakit, bu telâşımın hakikatini anlarsınız. Zâten hem şühûr-u selâse, hem üç ay mühim mecmuaların çıkmasına kadar bütün dünya saltanatı verilse de bakmamağa mecburum. Şâyet otomobile verdiğiniz para tam çıkmazsa, o noksanını alâ külli hâl ben, herşeyimi satıp tekmîl etmeğe karar verdim.
Umumunuza selâm. Hakkınızı bana helâl ediniz. Ben de size helâl ediyorum. ∗∗∗
► (174) ◄
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Merak etmeyiniz.. inâyet-i Rabbâniye devamdadır. Bu yeni taarruzları inşâallâh akîm kalacak; hem Nurun fütûhâtına yardım edecek. Şimdilik telâşsız, kanun dâiresinde hakkımızdaki kanunsuz muâmeleyi def'etmek için, bir kardeşimiz Ankara’ya gitsin. Eski partinin müfettişi Hilmi Uran ve Afyon Vilâyetinin müfettişi, meb'ûs Celâl’i ve Diyânet Riyâsetinde Ahmed Hamdi ve ehl-i vukûftaki Yûsuf Ziya gibi zâtları görsün, bize edilen kanunsuz ve keyfî muâmeleyi değiştirmeğe çalışsın.
Hem müsâdere edilen Zülfikàr ve Asâ-yı Mûsa ve makine için mahkemeye ve zâbıtaya deyiniz ki: “Bunların nüshalarının teksiri, haric içindir; harice gönderilecektir.”
Mâdem şimâlde üç devlet Kur'ânı kabûl edip mekteblerinde ders vermeğe başlamışlar; ve mâdem Hindistan bu hükûmetten iki milyon liralık Kur'ân-ı Kerîm istedi; ve mâdem Zülfikàr ve Asâ-yı Mûsa eczâlarını iki sene üç mahkemeniz ve feylesof âlimleriniz onları tedkik ettikten sonra ittifakla berâetimize karar verip bu kitapları takdir ve tahsin etmişler;
