► (014) ◄ Bana Hizmet Eden Küçücük Bir Risale-i Nur Talebesinin Çoklar Nâmına Sorduğu Suâline Cevaptır
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
BANA HİZMET EDEN KÜÇÜCÜK BİR RİSALE-İ NUR
TALEBESİNİN
ÇOKLAR NÂMINA SORDUĞU SUÂLİNE CEVAPTIR
Suâl: Üstadım, yağmur duâsı ve namazın neticesi görünmedi. Fâidesiz kaldı; iki üç defa bulut toplandı, yağmur vermeden dağıldı. Neden?
Elcevab: Yağmursuzluk, bu çeşit duâ ve namazın vaktidir; illeti ve hikmeti değil. Nasıl ki güneş ve ayın tutulması zamanında Küsûf ve Husuf namazı kılınır ve güneşin gurûbuyla Akşam namazı kılınır; öyle de: Yağmursuzluk, kuraklık, yağmur namazının ve duâsının vaktidir. İbâdet ve duânın sebebi ve neticesi, emir ve rızâ-i İlâhîdir; fâidesi, uhrevîdir. Eğer namazdan, ibâdetten dünyevî maksadlar niyet edilse, yalnız onlar için yapılsa, o namaz battal olur. Meselâ: Akşam namazı güneşin batmaması için ve Husuf namazı ayın açılması için kılınmaz. Öyle de: Bu nev'i ibâdet, yağmuru getirmek için kılınsa, yanlış olur. Yağmuru vermek, Cenâb-ı Hakk’ın vazifesidir. Biz, vazifemizi yaptık; onun vazifesine karışmayız.
Gerçi yağmur namazının zâhir neticesi yağmurun gelmesidir, fakat asıl hakîki, en menfaatli neticesi ve en güzel ve tatlı meyvesi şudur ki: Herkes o vaziyetle anlar ki, onun ta'yınını veren babası, hânesi, dükkânı değil; belki onun ta'yınını ve yemeğini veren, koca bulutları sünger gibi ve zemin yüzünü bir tarla gibi tasarrufunda bulunduran bir zât, onu besliyor, rızkını veriyor. Hattâ en küçücük bir çocuk da –dâima aç olduğu vakit vâlidesine yalvarmağa alışmışken– o yağmur duâsında küçücük fikrinde büyük ve geniş bu mânâyı anlar ki: Bu dünyayı bir hâne gibi idare eden bir zât; hem beni, hem bu çocukları, hem vâlidelerimizi besliyor, rızıklarını veriyor. O vermese, başkalarının faydası olmaz. Öyle ise ona yalvarmalıyız der, tam îmânlı bir çocuk olur. Bu münâsebetle kısacık altı nokta beyân edilecek.
Birinci nokta: Ni'met ve Rahmet-i İlâhiyenin fiatı, şükürdür. Biz, şükrü hakkıyla vermedik. Evet, rahmetin fiatını şükürle vermediğimiz gibi; zulmümüzle, isyanımızla gadabı celbediyoruz. Şimdi zemin yüzünde zulüm ve tahribât, küfür ve isyan ile nev'-i beşer, tam tokada kendini müstehak etti ve dehşetli tokatlar yedi. Elbette bir parça hissemiz de olacak.
İkinci nokta: Hadîste var ki: “Hattâ deniz dibindeki balıklar dahi günahkâr ve zâlimlerden şekvâ ediyorlar ki; onların yüzünden yağmur
