İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 136 / 267
136

ve vazgeçirmek için burada dehşetli bir propaganda ile istimâl ediyorlar. Fakat siz hiç telâş etmeyiniz. İnâyet-i Rabbâniye devam eder. Gittikçe fütûhât-ı nuriye tevessü' ediyor.

Sâniyen: Bu defa Hasan Feyzi’nin ve bir hafta evvel Halîl İbrahim’in, şahsıma karşı fevkalâde hüsn-ü zan ile mersiyeleri ve samîmî ve hazîn vedânâmeleri, az ta'dil ile üç sebeb için kabûl edildi.

Birincisi: Onlar, şahsıma değil, belki Kur'ân ve îmâna ve Nurlara hàdimliğim; ve o vazife-i kudsiyeye bakıp yazmışlar.

İkincisi: Onların ve onlar temsîl ettikleri o civardaki hàlis kardeşlerimizin ve haddimin çok fevkındeki ta'rifatlarını, bir nev'i samîmî duâ ve ulvî bir tefe'ül ve yüksek bir arzu-yu hayır ve isti'datlarının ve i'tikàdlarının ve Nurlara pek ciddi alâkalarının bir in'ikâsı olmasıdır.

Üçüncüsü: Ben onların nazarında Risale-i Nur ve şâkirdlerdeki şahs-ı manevîsinin mümessili ve nümûnesi olmam cihetiyle onların sebeb-i teşvikleri olan o hàrika hüsn-ü zanlarını ve kuvve-i maneviyelerini kırmak, maslahat değildir. O ikisine ve arkadaşlarına, hususan Ahmed Feyzi ve Denizli hapsindeki kardeşlerimize ve hakkımızda adâlete çalışanlara binler selâm...

Sâlisen: Çok defa benim sıkıntılarıma bir merhem hükmüne geçmiş ve yanımdaki sakladığım kahraman Husrev’in çok mektûbları ve onların herbirinden birer ehemmiyetli fıkrayı alıp mecmûunu “Lâhika”ya geçirmek için zaman bulamıyorum. İnşâallâh, bir istirahat zamanında tedkik edeceğim. Ahmed Nazîf’in İnebolu Talebeleri nâmına yazdığı ve Halîl İbrahim’in ağlatıcı mersiyesinden iştirâklerini gösteren mektûbu, benim o havâlideki sebatkâr kardeşlerim hakkında endişelerimi izâle eyledi. Cenâb-ı Hak, onlardan râzı olsun.

Râbian: Çoban İsâ Köyünde Ahmed’in mektûbunda isimleri bulunan eski ve yeni kardeşlerimizin Risale-i Nura çalışmaları ve çocukları da Kur'âna ve Nurlara çalıştırmaları, bu vakitte Nurlara büyük bir hizmettir. Cenâb-ı Hak, onları muvaffak eylesin, âmîn!

Hâmisen: Münâfık düşmanlarımın maddî ve manevî zehirlerine karşı gerçi Cevşen ve Evrâd-ı Kudsiye-i Şah-ı Nakşibend beni ölüm tehlikesinden, belki yirmi defa kudsiyetleriyle kurtardılar, fakat maatteessüf, a'sâbımda ve sinirlerimde ve hassâsiyetimde, o zulümden öyle şiddetli bir te'sir, bir heyecan, bir teellüm, bir teneffür gelmiş ki; en samîmî dostumu ve tam sâdık bir kardeşimi bir saat yanımda tahammül edemiyorum, rûhum kaldırmıyor. Hattâ biri bana baksa da sıkılıyorum. Eskide, bende biraz bulunan merdüm-girizlik hastalığı, o zâlimlerin gaddârâne

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.