ve büyük bir âlimin onun fikrine muhâlif olmasından tefsik derecesinde tahkîr edip ve cereyanına ve kendi fikrine muvâfık meşhûr ve mütecâviz bir münâfığı gayet medh ü senâ etti. Ben de bütün rûhumla ürktüm.
Demek tarafgirlik hissine siyasetçilik de karışsa, böyle acîb hatâlara sebebiyet veriyor diye اَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ وَالسِّيَاسَةِ dedim, o zamandan beri siyaseti terkettim. O hâlim neticesi olarak, sizin gibi kardeşlerim bilirsiniz ki, yirmibeş seneden beri bir gazeteyi ne okudum, ne dinledim ve ne de merak ettim; ve on sene Harb-i Umumiye bakmadım, bilmedim ve merak etmedim; ve yirmiiki sene bu işkenceli esâretimde tarafgirliğe ve siyasete temâs etmemek için ve Nurlardaki ihlâsa zarar gelmemek için, müdafaâtımdan başka istirahatim için hiç müracaat etmediğimi bilirsiniz.
Hem bilirsiniz ki, hapiste size yazdığım gibi, benim i'dâmıma hükmeden adamlar, beni işkenceli tâzib edenler, Risale-i Nur ile îmânlarını kurtarsalar, şâhid olunuz ki, ben, onları helâl ediyorum. Ve tarafgirlik damarıyla ihlâsa zarar gelmemek için, bu iki-üç senede dâhilden ve hàriçten gelen fırtınalı cereyanlara hiç temâs etmedik ve kardeşlerimi de bir derece îkaz ettim.
Sâlisen: Bilirsiniz ki, kendim sadaka ve yardımları kabûl etmediğim gibi, öyle yardımlara da vesile olamadığımdan, kendi elbisemi ve lüzumlu eşyamı satıp o para ile kendi kitaplarımı, yazan kardeşlerimden satın alıyorum. Tâ Risale-i Nurun ihlâsına dünya menfaatleri girmesin, bir zarar vermesin ve başka kardeşler de ibret alıp hiçbir şeye âlet edilmesin.
Râbian: Nurun hakîki şâkirdlerine Nur kâfîdir. Onlar da kanâat etmeli, başka şereflere veya maddî, manevî menfaatlere gözünü dikmesin.
Hem münâkaşa, münâzaa ve mesâil-i diniyede damarlara dokunacak tarafgirâne mübâhase etmemek lâzımdır ki, Nur aleyhinde garazkârlar çıkmasın. Hattâ bir hiss-i kable'l-vukû' ile Mustafa Oruç kardeşimizin Risale-i Nurun mesleğine muhâlif olarak birisiyle mübâhasesi.. aynı zamanda, belki aynı dakikada ona gayet hiddet ve şiddetle bir gücenmek kalbime geldi. Hattâ o Nurdan kazandığı çok ehemmiyetli makamından atmak arzusu oldu, kalben müteessir oldum. Bu benim için bir Abdurrahman idi, neden böyle şiddetli hiddet ettim. Sonra bu bayramda yanıma geldi, Cenâb-ı Hakk’a şükür ki, çok ehemmiyetli bir ders dinledi ve o büyük hatâsını da anladı ve benim burada hiddetimin aynı dakikada hatâsını itiraf etti. İnşâallâh o keffâret oldu, tam temiz olarak kurtuldu.
Hâmisen: Dört-beş aydan beri bir zât, bana buraya bir gazete gönderiyormuş; ben yeniden haber aldım ki, bana gönderiliyormuş. Buradaki dostlarım âdetimi bildikleri içindir ki, değil gazete, Nurdan başka hiçbir
