hapse ve onbir defa da beni zehirlemeye çalışmışlar (şimdi ondokuz defa oldu). En son dehşetli plânları, sâbık dâhiliye vekilini ve Afyon’un sâbık vâlisini, Emirdağ’ının sâbık kaymakam vekilini aleyhime sevketmeleriyle, resmî hükûmetin nüfûzunu bütün şiddetiyle aleyhimde istimâl etmeleridir. Benim gibi zaîf, ihtiyar, merdüm-giriz, fakir, garîb, hizmete çok muhtaç bir bîçâreye o üç resmî memurlar, aleyhimde öyle bir propaganda ve herkesi korkutmak o dereceye gelmiş ki; bir memur bana selâm etse, haber aldıkları vakitte değiştirdikleri için, câsusluktan başka hiçbir memur bana uğramadığını ve komşularımın da bazıları korkularından hiç selâm etmediklerini gördüğüm hâlde; inâyet ve hıfz-ı İlâhî bana bir sabır ve tahammül verdi. Emsâlsiz bu işkence, bu tazyîk, beni onlara dehàlete mecbur etmedi.
İkincisi: Belki tahattur edersin, Ankara’da, dîvân-ı riyâsetinde Mustafa Kemâl’le münâkaşa zamanında, ona karşı dedim: “Namaz kılmayan hâindir, hâinin hükmü merduttur.” Yüzüne şiddetli mukàbele ettiğim hâlde; bana karşı ihanet ve hakarete cesâret edemediği hâlde; burada küçük bir zâbit ve bir çavuş, o ihaneti ve hakareti yaptılar. Maksadları, beni hiddete getirip bir mes'ele çıkarmak olmasından, hıfz ve inâyet-i İlâhiye bana sabır ve tahammül verdi.
Üçüncüsü: İki sene, iki mahkeme, ellerinde tedkik edilen bütün Risale-i Nur eczâlarında kanunca bir vesile bulamayıp (Hâşiye) [^20] bizi ve Risale-i Nuru berâet ettirdikten sonra; zındıka komitesi, münâfık bazı memurları vesile ederek, merkez-i hükûmette resmî bir plân çevirip beni bütün bütün hilâf-ı kanun olarak bütün dostlarımdan ve talebelerimden tecrid ve sıhhat ve hayatım noktasında en fenâ bir yerde, beni nefyetmek nâmı altında, haps-i münferid ve tecrid-i mutlak mânâsında beni Emirdağ’ına gönderdiler. Şimdi tahakkuk etmiş ki, iki maksadla bu muâmeleyi yapıyorlar.
[^20]: (Hâşiye) Ya hiçbir cihetle hiçbir kanun, hattâ onların bazı keyfi kanunları bize ve Risale-i Nura ilişmiyorlar; veyâhut şimdiki bazı kanunları iliştiği hâlde; koca adliyeler ve üç büyük mahkemeler, istikbâlde gelecek şiddetli nefret ve lânetten çekinmek için Nurun ve bizim mahkûmiyetimize cesâret edemeyip ittifakla umumumuzun berâetine ve bütün Risale-i Nurun iâdesine karar verdikleri; ve ellerindeki kanun onlara siper olabilir!.. Dağ gibi kuvvetli adliyeler çekindiği hâlde, muvakkat bir makam alan gaddâr şahsiyetler bu zulmü yapmaları, elbette semâvâtı ve arzı kızdırıyor, daha hiddetime lüzum kalmıyor.
Birisi: Eskiden beri ihaneti kabûl etmediğimden, beni o sûrette hiddete getirip bir mes'ele çıkararak mahvıma yol açmaktı. Bundan bir şey çıkaramadıkları için, zehirlendirmek vâsıtasıyla mahvıma çalıştılar. Fakat inâyet-i İlâhiye ile, Nur şâkirdlerinin duâları tiryâk gibi panzehir gibi ve sabır ve tahammülüm tam bir ilâç gibi o plânı akîm bıraktı, o maddî ve manevî zehirin tehlikesini geçirdi. Gerçi hiçbir tarihte, hiçbir hükûmette bu tarzda işkenceli
