İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 153 / 267
153

Kardeşlerim! Herkes sizin gibi sebatkâr olamaz. Perde altında Nurcuların kuvve-i maneviyelerini kırmak için bazı hocalar vâsıta oluyorlar, aldanmayınız ve sarsılmayınız; ve onlarla münâkaşa etmeyiniz, mümkün oldukça dostane muâmele ediniz. Biz onlarla kardeşiz deyiniz; ve bu pusuladaki noktaları unutmayınız; tâ sizi aldatmasınlar.

Husrev’in himmetiyle dâireye giren ve Nurun yeni şâkirdlerinden bana mektûb yazan Hatice ve Râbia, hàslar içinde kabûl edildiler. Ve çok alâkadar olduğum Barla’da harâretle Bahri ve evlâdı ve Eyyûb ve Ali ve Mehmed ve Süleymanların gayretleriyle Nurlar dersine çalışmaları, beni sevinçle ağlattırdı. Ben, bütün Barla halkına, hususan Süleymanlar ve Bahri ve Mehmedler ve Mustafalar, eski zamanda Nurlara kıymetdâr hizmet eden Şamlı Hâfız Tevfik ve mübârek Hâfız Hâlid ve imâm Hakkı Efendi ve Muhâcir Hâfız Ahmed ve evlâdı ve ahfâdı ve Şem'i ve bana çok hizmet eden Abdullâh Çavuş ve oradaki komşularıma ricâlen ve nisâen binler selâm ve duâ ederim ve mübârek aylarda duâlarını isterim.

Bahri ve evlâdları üç Asâ-yı Mûsa yazdıklarını şimdi haber aldım. Muhâcir Hâfız Ahmed ile Barla’da kardeşlerimizin hesabına hem Kâzım’ın, hem berber Mehmed’in ciddi hàlisâne mektûbları Lâhikaya girmeğe hak kazandılar ve Bahri’nin güzel manzûmesi, küçük bir Medrese-i Nuriye hesabına tam girebilir.

Medâr-ı hayret bir latîf inâyettir ki; Büyük Mustafa’yı (R.H.) aynen merhum Abdurrahman gibi hem sadâkatiyle, hem kalemiyle, hem iktidarıyla Nurlara hizmet edeceğini kalbime ihtar edilmesiyle o zamanda Abdurrahman’ın vefâtını unutmaya çalıştım. Hakikaten Küçük Ali, o hâtıra-i gaybiyeyi kalem cihetinde dahi tam tamına tasdik ettirdi. Kardeşinin kalemini kendisi aldı. Sarı bıçağı, elmas kılıncı yaptı. Demek o zaman, onu da mübârek Mustafa’nın rûhunda hissetmiştim.

Hem Muhâcir Hâfız Ahmed’i, hem bana, hem nurlara alâka ve sadâkat noktasında Nurların birinci talebesi ve fedâkâr bir nâşiri kalben hissetmiştim. Hâlbuki, kalemle hizmete muvaffak olamadı. Çok defa, o gaybî hissimi tahattur ederdim. Sonra, birden hem oğlu Kâzım, hem dâmadı Bahri, hem diğer dâmadı berber Mehmed ondan his ve ümîd ettiğim metînâne hizmeti fevkalâde bir alâka ve sadâkatle tam tamına yerine getirmeye, çalışmaya başladılar. Hattâ hafîdeleri dahi masûm şâkirdler içine girmişler. Umuma selâm.

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.