dinsizliğini ve inâd ve adâvetini bırakmak tarzında güyâ Kur'ânı inkâr edemiyor ve azametine karşı bir nev'i teslîmiyet ve dehàlet tarzında buradakilerden daha ziyâde Kur'ânı ehemmiyetli biliyorum diye, bu noktada onlar benden daha geri düşüyorlar ki, benim kadar hacı gönderemiyor demesine mukâbil, buradakiler dahi Mâşâallâh tam müsâade ettikleri hâlde ve böyle siyâsî propaganda edildiği bir zamanda, Medresetü'z-Zehrâ’nın Nur şâkirdleri, o mâhiyet ve azametteki Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânın hakikatlerini Zülfikàr ve Asâ-yı Mûsa gibi hàrika Risalelerle mu'cizelerini kalemleriyle neşredip en muannid dinsizleri tasdike mecbur etmelerine mukâbil, ehl-i dalâletin hücumu, elbette değil yalnız ehl-i hakikat insanları, belki rûhânileri, belki melekleri de ağlatır ve arzı ve semâyı hiddete getirebilir.
Mâdem iki sene tedkikten sonra Âyetü'l-Kübrâ eski harflerle tab'edilen bin nüsha ve Nurun bütün risaleleri ittifakan berâet ile beraber umumu iâde edilmiş. Aynen iâde edilen bazı risalelerin eski hurûf ile teksirini bir suç sayıp ceza vermek, adliyeleri cidden alâkadar edip adâlet şerefini kırıyor.
Sâniyen: Benim hususî kâtibim şimdi yok, başka kâtibler de benim dilimi iyi anlamıyorlar; ben de hem rahatsız ve hem de geç ve güç yazabiliyorum. Hâlbuki, dünden beri yirmiye yakın mektûblar geldi. İçinde de pek çok kardeşlerimiz ve hemşirelerimizin isimleri var. Biz, onların umumunun hem bayramlarını tebrik ediyoruz, hem yeni şâkird olmak isteyenleri rûh u canımızla kabûl ediyoruz. Ve onları öyle sevkeden zâtlara da Allah râzı olsun ve kalblerindeki muradları ne ise Cenâb-ı Hak onları muvaffak eylesin deriz.
Sâlisen: Nur santralı Sabri’nin (R.H.) “Lâhika”ya girecek güzel mektûbu ve Ali Osman ve Çilingir Ali’nin Nurların neşrindeki kudsî hizmetleri ve İbrahim Edhem’in Balıkesir vesâir taraflarda te'sirli fa'âliyeti ve onun irşadıyla çokların Nur dâiresine girmesi ve Ahmed Fuâd’ın da Eflani havâlisinde Hasan Feyzi gibi fa'âliyeti ve şiddetli alâkası;
Ve Konyalı Sabri’nin genç mekteblilerin çoklukla Nur dâiresine girmelerine çalışması ve başta müfessir hacı ve hoca Vehbi Efendi ve Konya ulemâsının Nurlara karşı hüsn-ü teveccühleri ve tasdikkârâne münâsebetleri;
Ve muallim Abdurrahman İhsan’ın hasbihâl mektûbundaki samîmî ve ciddi Nura alâkadarlığı;
Ve Tavşanlı Vâizi Osman’ın mektûbunda pek samîmî ve ciddi iki üç zâtın Nur şâkirdliğine kemâl-i ciddiyetle girmeleri;
Ve Eğirdir köylerinde Ali Osman’ın ve Halîl İbrahim’in tasdikiyle çok hàlis Nurcuların yetişmesi;
