İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 84 / 267
84

bu asırdaki vaziyetine bakması noktasında, acaba kâinât kitabının hâdisât ve mes'eleleri birbiriyle münâsebetdârlığını düşünen ve hayâli geniş bir ehl-i kalb ve fikir böyle dese, hakkı yok mu ki, güyâ beşer, gayet kesretli tayyareleriyle ve insan kuşlarıyla, kuşların âlemi olan cevv-i havadaki kuşları hem korkutup, hem kuşlar âleminde acîb bir heyecanla nev'-i beşerin gidişatına karşı kuşlar dahi ciddi alâkadarlık gösterip, insanların bu zâlim, tahribâtçı canavar kuşlarına karşı kimler mukàbele edip onları zulümden, tahribden vazgeçirip beşerin menfaatinde ve saâdetinde çalıştırmasına çalışan kimlerdir, diye Risale-i Nur mes'elelerine alâkadarlık gösteriyorlar denilse, yeri yok mu? İhtimal verilmez mi? Mânâsız bir hayâl denilebilir mi?

Üçüncü mes'ele: Geçen üç sene evvel Ramazanda te'lif edilen ve yine bu sene Ramazanda serbest intişar eden Âyetü'l-Kübrâ’nın bir hülâsası olan Hizb-i Nuriye’yi okudum. Fakat bir saatten fazla çekerdi. Birden o hülâsanın da bir hülâsası, on veya onbeş dakika aynı Ramazanda tezâhür etti. Onu okuduğum zaman, bütün Âyetü'l-Kübrâ’yı okuyorum gibi bir inkişafat-ı îmâniye ve تَفَكُّرُ سَاعَةٍ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ سَنَةٍ sırrına mazhar iki veya üç sahifelik arabiyyü'l-ibare okuyorum. Vakit bulamıyorum kendi kalemimle size yazayım. İnşâallâh bir zaman size yazacağım. O parçayı benim gibi anlayanlar, kendisine mahsûs nüshalarından ya Âyetü'l-Kübrâ’ya, ya Hizbü'n-Nuriye’nin âhirinde yazar, tesbihâttan ve duâdan sonra otuz üç defa لَااِلٰهَاِلَّااللهُ tesbihâtımızın yerinde –yalnız sabah tesbihâtında mânâsını düşünerek– onu okuyabilir.

Dördüncüsü: İki noktadır:

Birincisi: Isparta kardeşlerimiz, hususan gül Nur kahramanı Husrev, benim bu kış münâsebetiyle maddî hâcetlerimi merak ediyorlar, yardım etmek istiyorlar. Ben de onlara teşekkürle beraber derim ki: Onların Risale-i Nura hizmeti, her şâkirdin saâdet-i ebediyesine menfaati gibi, benim de hakîki kışım sûretinde olan kabrimden sonraki kışta ihtiyacâtıma o derece mükemmel yardım ediyorlar ki; bu fânî, muvakkat kışın hâcâtına yardımdan binler derece ziyâdedir. Eğer benim elimden gelseydi, bütün rûh u canımla, kemâl-i iştiyak ile bütün onların hâcât-ı maddiyesini te'mine çalışırdım. Beni merak etmeyiniz. İktisad ve kanâat, bana iki hazinedir; tükenmez, bitmez.

İkinci nokta: Bir zaman “Küçük Isparta” nâmını alan ve her yerden ziyâde, geçen mes'elemizde hapis musîbetini çeken İnebolu ve civarı kardeşlerimin gayet güzel ve samîmâne mektûbları, beni çok mesrûr

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.