İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 70 / 267
70

hiçbir şeye âlet olmadığından, fevkalâde kuvveti ve hakikati, hücum eden şübheleri ve tereddüdleri izâle eylesin.

Amma, manevî ve makbûl ve zararsız ve bütün ehl-i îmân ve hakikatin istedikleri nurânî makamlar ve uhrevî rütbelerden, hàlis kardeşlerimizden hüsn-ü zanla verilen ve ihlâsınıza zarar gelmediği hâlde, eğer kabûl etsen, reddedilmeyecek derecede senedler, hüccetler bulunduğu hâlde; sen, değil tevâzu' ve mahviyetle, belki şiddet ve hiddetle ve o makamı sana veren kardeşlerinin hâtırını kırmakla o rütbelerden ve makamlardan kaçıyorsun?”

Elcevab: Nasıl ki ehl-i hamiyet bir insan, dostların hayatını kurtarmak için kendini fedâ eder; öyle de; ehl-i îmânın hayat-ı ebediyelerini tehlikeli düşmanlardan muhâfaza etmek için, lüzum olsa –hem lüzum var– kendim, değil yalnız lâyık olmadığım o makamları, belki hakîki hayat-ı ebediyenin makamlarını dahi fedâ etmeye, Risale-i Nurdan aldığım ders-i şefkat cihetiyle terkederim.

Evet her vakit, hususan bu zamanda ve bilhassa dalâletten gelen gaflet-i umumiyede; siyaset ve felsefenin galebesinde; ve enâniyet ve hodfürûşluğun heyecanlı asrında büyük makamlar herşeyi kendine tâbi ve basamak yapar. Hattâ dünyevî makamlar için dahi mukaddesâtını âlet eder. Manevî makamlar olsa, daha ziyâde âlet eder. Umumun nazarında kendini muhâfaza etmek ve o makamlara kendini yakıştırmak için bazı kudsî hizmetlerini ve hakikatleri basamak ve vesile yapıyor diye itham altında kalıp, neşrettiği hakikatler dahi tereddüdler ile revâcı zedelenir. Şahsa, makama faydası bir ise, revâcsızlıkla umuma zararı bindir.

Elhâsıl: Hakikat-i ihlâs, benim için şân ü şerefe ve maddî ve manevî rütbelere vesile olabilen şeylerden beni men'ediyor. Hizmet-i Nuriyeye, gerçi büyük zarar olur; fakat, kemiyet keyfiyete nisbeten ehemmiyetsiz olduğundan, hàlis bir hàdim olarak, hakikat-i ihlâs ile, herşeyin fevkınde hakàik-ı îmâniyeyi on adama ders vermek, büyük bir kutbiyetle binler adamı irşad etmekten daha ehemmiyetli görüyorum.

Çünkü o on adam, tam o hakikati herşeyin fevkınde gördüklerinden sebat edip, o çekirdekler hükmünde olan kalbleri, birer ağaç olabilirler. Fakat o binler adam, dünyadan ve felsefeden gelen şübheler ve vesveseler ile, o kutbun derslerini, “Hususî makamından ve hususî hissiyatından geliyor” nazarıyla bakıp, mağlûb olarak dağıtılabilirler. Bu mânâ için hizmetkârlığı, makàmâtlara tercih ediyorum.

Hattâ bu defa bana; beş vecihle kanunsuz, bayramda, düşmanlarımın plânıyla bana ihanet eden o ma'lûm adama şimdilik bir belâ gelmesin diye

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.