İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 52 / 218
52

► (045) ◄

Âhirzamanda Hazret-i İsâ (A.S.) nüzûlüne ve Deccâlı öldürmesine ait ehâdîs-i sahîhanın mânâ-yı hakîkileri anlaşılmadığından, bir kısım zâhir ulemâlar, o rivâyet ve hadîslerin zâhirine bakıp şübheye düşmüşler; veya sıhhatini inkâr edip, veya hurâfevâri bir mânâ verip âdeta muhâl bir sûreti bekler bir tarzda avâm-ı müslimîne zarar verirler. Mülhidler ise, bu gibi zâhirce akıldan çok uzak hadîsleri serrişte ederek hakàik-ı İslâmiyeye tezyifkârâne bakıp taarruz ediyorlar. Risale-i Nur, bu gibi ehâdîs-i müteşâbihenin hakîki te'villerini Kur'ân feyziyle göstermiş. Şimdilik nümûne olarak bir tek misâl beyân ederiz. Şöyle ki: “Hazret-i İsâ (A.S.) Deccâl ile mücâdelesi zamanında, Hazret-i İsâ (A.S.) onu öldüreceği vakitte, on arşın yukarıya atlayıp sonra kılıncı onun dizine yetiştirebilir derecesinde, vücûdca o derece Deccâlın heykeli Hazret-i İsâ’dan büyüktür” diye meâlinde rivâyet var. Demek Deccâl, Hazret-i İsâ Aleyhisselâm’dan on, belki yirmi misli yüksek kàmetli olmak lâzım gelir.

Bu rivâyetin zâhirî ifâdesi sırr-ı teklife ve sırr-ı imtihana münâfî olduğu gibi nev'-i beşerde cârî olan âdetullâha muvâfık düşmüyor.

Hâlbuki bu rivâyeti, bu hadîsi, hâşâ muhâl ve hurâfe zanneden zındıkları iskât ve o zâhiri, ayn-ı hakikat i'tikàd eden ve o hadîsin bir kısım hakikatlerini gözleri gördükleri hâlde, daha intizar eden zâhirî hocaları dahi îkaz etmek için, o hadîsin, bu zamanda da aynı hakikat ve tam muvâfık ve mahz-ı hak müteaddid mânâlarından bir mânâsı çıkmıştır. Şöyle ki:

İsevîlik dini ve o dinden gelen âdât-ı müstemirresini muhâfaza hesabına çalışan bir hükûmet ile, resmî ilânıyla, zulmetli pis menfaati için dinsizliğe ve bolşevizme yardım edip tervîc eden diğer bir hükûmet ki, yine hasîs, pis, menfaati için İslâmlarda ve Asya’da dinsizliğin intişarına tarafdâr olan fitnekâr ve cebbâr hükûmetlerle muhârebe eden evvelki hükûmetin şahs-ı manevîsi temessül etse ve dinsizlik cereyanının bütün tarafdârları da bir şahs-ı manevîsi tecessüm eylese, üç cihetle bu müteaddid mânâları bulunan hadîsin bu zaman aynen bir mânâsını gösteriyor. Eğer o gâlib hükûmet netice-i harbi kazansa, bu işârî mânâ dahi bir mânâ-yı sarîh derecesine çıkar. Eğer tam kazanmasa da, yine muvâfık bir mânâ-yı işârîdir.

Birinci Cihet: Din-i İsevînin hakîkisini esâs tutan İsevî rûhânilerin cemâati ve onlara karşı dinsizliği tervîce başlayan cemâat tecessüm etseler, bir minâre yüksekliğinde bir insanın yanında, bir çocuk kadar da olamaz.

İkinci Cihet: Resmî ilânıyla, “Allah’a istinâd edip dinsizliği kaldıracağım, İslâmiyeti ve İslâmları himâye edeceğim” diyen bir hükûmet yüz milyon küsûr iken, dörtyüz milyona yakın nüfûsa hükmeden bir diğer

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.