İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 105 / 218
105

“Yâ Rab! Mâdem Isparta, Risale-i Nurun bir Medresetü'z-Zehrâ’sıdır. Sen oradaki fenâ memurları dahi ıslah eyle ve hüsn-ü âkıbet ver” diye duâ eyledim ve ediyorum.

Sâniyen: Bugünlerde Salâhaddin’in İstanbul’dan getirdiği Habbe, Katre, Şemme, Hubâb gibi Arabî risalelere baktım, gördüm ki; Yeni Said’in doğrudan doğruya harekât-ı kalbiyesinde müşâhede ettiği hakikatler, Risale-i Nurun çekirdekleri hükmündedir. Zâten bunlar hem Şu'le ve Zühre, Risale-i Nurun Arabî parçalarıdır. Onlar, doğrudan doğruya benim nefsimin dersi olduğu için Arabî ve kısa ibarelerle ifâde edilmiş; başka adamlar nazara alınmamış.

O zaman, başta Şeyhülislâm ve Dâru'l-Hikmet âzâları ve İstanbul’un büyük âlimleri, tahsin ve takdirle karşıladılar. Bunlar Yeni Said’in eserleri olduğundan, Risale-i Nurun eczâlarıdırlar. Eski Said’in ise, Arabî risalelerinden yalnız İşârâtü'l-İ'câz, Risale-i Nurda en mühim bir mevki almış.

Hem her iki Said’in iştirâkiyle, bir tek Ramazanda iki hilâl ortasında te'lif edilen ve kendi kendine ihtiyarım haricinde bir derece manzûm şeklini alan ve İşârâtü'l-İ'câz kıt'asında ve elli-altmış sahife bulunan Türkçe olarak Lemeât nâmındaki risale dahi Risale-i Nura girebilir. Maatteessüf bir nüsha elde edemedim. Herkesin hoşuna gittiği için, matbu' nüshaları kalmamış.

Hem Eski Said’in ilm-i mantık noktasında bir şâheser hükmünde bulunan gayr-ı matbu' Ta'likàt’ tan süzülen i'câzlı bir îcâz-ı hàrikada müdakkik ulemâları hayret ve tahsinle dikkate sevkeden matbu' Kızıl Îcâz nâmındaki risale-i mantıkıye Risale-i Nurla bağlanmasına ve şâkirdlerinin, âlimler kısmının nazarına göstermek lâyık gördüm; fakat çok derindir. Bugünlerde, Feyzi’ye bir parça ders verdim. Belki bir zaman Feyzi kendisi, başkasının da anlaması için dersini Türkçe kaleme alacak... ∗∗∗

► (090) ◄

Azîz, sıddık kardeşlerim!

Bugünlerde, Risale-i Nur talebeleri hesabına gayet ehemmiyetli, endişeli bir suâl-i manevî kalbime ihtar edildi. Sonra anladım ki, ekser Risale-i Nur talebelerinin lisân-ı hâlleri bu suâli soruyor ve soracaklar. Birden bir cevab hâtıra geldi. Feyzi’ye söyledim. Dedi: “Hiç olmazsa icmâlen kaydedilsin.”

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.