onun ehemmiyetli ve lüzumlu bir kısım hakikatlerinden hissedar etmek için, inâyet-i İlâhiye, yeni yazılıyor gibi tekrar ile o kısım hakikatlerin, fakat letâfetli başka tarzlarda izâh edilmelerinde âdeta ihtiyarım olmadan beni istimâl ettiğini bildim, çok şükrettim.
Bu defa hediyelerinize mukâbil elimden gelseydi yalnız maddî fiatına göre herbir risaleye on lira ve Yirmibeşinci Söz’e, yirmibeş altun, belki elmas ve Yirmidokuzuncu Söz’e, yirmidokuz yâkut verirdim. Öyle ise, verilmiş gibi kabûl ediniz.
Evet, tevâfukta muvaffakıyetli olan “kalem-i ulvî” Kerâmet-i Aleviye’ye göze görünür güzel bir delil göstermiş. Yüzbin mâşâallâh. Husrev’in çok şirin ve fevkalâde yazdığı “Hastalar Lem'ası” ile “Esmâ-i Sitte Lem'ası”, benim nazarımda elmasla yaldızlı yazılan ve onlar kadar uzun iki mektûbu sadâkat-medâr hükmünde bana göründü; Risale-i Nura çok ehemmiyetli hizmetlerini göz yaşıyla hatırlattı ve Firdevsî hediyenizdeki risalelerin harfleri adedince, Cenâb-ı Erhamürrâhimîn sizlere rahmet, bereket, saâdet ihsân eylesin. Âmîn.
Yorulmaz, usanmaz, ciddi, samîmî Hâfız Ali kardeş! Tevâfukta, muvaffakıyetli kalemin ile yazılan “İ'câz-ı Kur'ân”ın âhirinde senin hakkında اَللّٰهُمَّ وَفِّقْهُ فِى خِدْمَةِ الْقُرْآنِ وَالْاِيمَانِ olan duâ bu defa şübhem kalmadı ki, tam kabûl olmuş.
Umum kardeşlere birer birer selâm.
Said Nursî ∗∗∗
► (027) ◄
بِاسْمِهِ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ حُرُوفِ رَسَائِلِ النُّورِ وَمَعَانِيهَا الْمُتَمَثِّلَةِ فِى الْهَوَاءِ وَفِى الْاَفْهَامِ اِلَى يَوْمِ الْقِيَامِ
Azîz, sıddık ve sâdık kardeşlerim!
Bu defa pek çok alâkadar olduğum zâtların dört aded mektûbları beni o kadar mesrûr etti ve Risale-i Nur hesabına o kadar memnun eyledi ki; güyâ yeniden o kahraman arkadaşları buldum diye sürûr yaşları çok hüzünlerimi sildi.
Evet, dört mektûba dört cevab yazmak isterim ve hakkınızdır; fakat, samîmî ittihâdınıza binâen birle iktifâ edildi. Ayrı ayrı beş-altı küçük mes'eleleri beyân ediyorum.
