tetimmeyi gönderdim; bir derece mahremdir, hàs ve eminlere mahsûstur. Şamlı Tevfik, Âyetü'l-Kübrâ Şuâ’ını, Hâfız Ali’nin otuzüç لَااِلٰهَاِلَّااللهُ ile tevâfuklu tarzda bana yazsa iyi olur. Kardeşlerime birer birer selâm.
Duânıza muhtaç
Said Nursî
∗∗∗
► (029) ◄
Azîz kardeşlerim!
Temâdî eden tahribât-ı maneviye karşısında Lillâhi'l-Hamd gittikçe Risale-i Nurun mu'cizâne mukâvemeti ve satveti ve kıymeti tezâyüd ediyor. Dalâletin temel taşı ve nokta-i istinâdı olan tabiat tâğutunu dağıtıp, Kur'ân elinde bir elmas kılınç olarak her tarafta nurları saçar, zulümâtı dağıtır. Fakat dalâletlerin envâ'ı çoktur. O nisbette risalelerin dahi ayrı ayrı meziyetleri, ehemmiyetleri var. Eğer kolay ise, Tabiat Lem'asını da bize gönderiniz. ∗∗∗
► (030) ◄ Emin’le Feyzi’nin sordukları bir suâle Üstaddan aldıkları cevab:
Emin’le Feyzi’nin sordukları bir suâle Üstaddan aldıkları cevab:
Suâl: Bize verdiğiniz cevapta diyorsunuz: Siyâsî geniş dâireleri merak ile takib eden, küçük dâireler içindeki vazifelerinde zarar eder. Bunun izâhını istiyoruz?
Elcevab: Üstadımız diyor ki: “Evet, bu zamanda merak ile radyo vâsıtasıyla ciddi alâkadarâne küre-i arzdaki boğuşmalara merak edip bakanlar, dikkat edenler, maddî ve manevî pek çok zararları vardır. Ya aklını dağıtır manevî bir divâne olur; ya kalbini dağıtır manevî bir dinsiz olur; ya fikrini dağıtır manevî bir ecnebî olur.
Evet, ben kendim gördüm; lüzumsuz bir merak ile mütedeyyin iki adam, biri âmî, biri de ilme mensûbiyeti varken, eskiden beri İslâm düşmanı olan bir kâfirin mağlûbiyetiyle ağlamak derecesinde bir mahzûniyet ve Âl-i Beyt’ten seyyidler cemâatinin, bir kâfire karşı mağlûbiyetinden mesrûriyetini gördüm. Böyle âmî bir adamın alâkası bir geniş dâire-i siyaset hatırı için böyle kâfir bir düşmanı, mücâhid bir seyyide tercih etmek, acaba divâneliğin ve aklı dağıtmaklığın en acîb bir misâli değil midir?
Evet, haricî siyaset memurları ve erkân-ı harbler ve kumandanlara bir derece vazifece münâsebeti bulunan siyasetin geniş dâirelerine ait mesâili,
