hasârât-ı azîmeye karşı mücâhedeye devam edeceğine işâret edip, Fâtiha’nın âhirinde ﴾ صِرَاطَ الَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ ﴿ bin beşyüz kırkyedi veya bin beşyüz yetmişyedi gösterdiği zamana;
Hem [لاَ تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ اُمَّتِى] : [ظَاهِرِينَ عَلَى الْحَقِّ] : [حَتَّى يَاْتِىَ اللهُ بِاَمْرِهِ ] birinci cümle, bin beşyüz makamıyla âhirzamanda bir tâife-i mücâhidînin son zamanlarına; ve ikinci cümle, bin beşyüz altı makamıyla, gâlibâne mücâhedenin tarihine ve üçüncü cümle; bin beşyüz kırkbeş makamıyla, pek az bir farkla hem Fâtiha’nın, hem ve'l-Asri sûresinin iki cümlesinin gaybî işâretlerine işâret edip, tevâfuk eder. Demek, bu hadîs-i şerîfin üç cümlesinden herbirisi, bin beşyüz tarihine ve mücâhedenin ne kadar devam edeceğine dair işâretlerine, aynen bu ﴾ اِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ ﴿ –şedde sayılmazsa– bin beşyüz altmışbir makamıyla...
Hem ﴾ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ ﴿ – şedde sayılır fakat ﴾ بِالصَّبْرِ ﴿ de lâm’dır– bin beşyüz altmış makamıyla iştirâk edip, o tâife-i azîmenin mücâhedâtları ne kadar devam edeceğini mânâ-yı işârî ve cifrî ile gösterirler. Ve Fâtiha ve hadîsin irâe ettikleri tarihe, makam-ı ebcedleriyle takarrüb edip, farklı bir derece tevâfuk ederler ve mânâlarıyla da, tam tetâbuk ederek, parlak bir lem'a-i i'câziye-i gaybiyeyi gösteriyorlar. ∗∗∗
► (123) ◄
Azîz, sıddık kardeşlerim!
Eski Said çok zaman Medresetü'z-Zehrâ’yı, gaye-i hayâl ederek çalışmış. Cenâb-ı Hak kemâl-i merhametinden, Isparta’yı o Medresetü'z-Zehrâ hükmüne getirdi. Ve nahiyemiz olan küçücük Isparta’nın mahdûd akraba ve ahbab yerine, mübârek Isparta vilâyetini verip binler kardeşi ihsân eyledi. Belki muhtemeldir ki, o küçük Isparta’nın aslı, bu büyük Isparta’dan gitmiş. Benim vatan-ı aslîm, bu Isparta olmak câizdir. Hattâ Ispartalı kim olursa olsun, başkalara nisbeten benimle ve Risale-i Nurla fazla alâkadar görüyorum. Hattâ buradaki bütün zâbitân içinde biri müstesnâ, en ziyâde bize ve Risale-i Nura ciddi alâkadar, bu hâmil-i mektûb Ispartalı Hilmi beyi gördüm. Onu Risale-i Nurun hàs şâkirdleri içinde kabûl eyledik.
Isparta’da ve Sava’daki taarruz bir derece umumîdir. Risale-i Nurun intişar ettiği her tarafta bu sıralarda, şimdiye kadar bir plân dâhilinde
