Hakk’a hadsiz şükür ediyorum. El, ayağım kırılmamış, çok ziyâde incitmiş iken, yine şemsiye ile yürüyebildim. O titiz at da ormana dalıp, yolsuz bir istikamete, benim yürüyüşümle yürüyerek, onbeş dakikalık bir mesâfeye bir saatte yetiştik. At su içmekte iken, Nuriye isminde bir kadın geldi. Elinde ekmek, bir parça ekmeği ata verip, tutuldu. Ben de Cenâb-ı Hakk’a şükür, o vakit binebildim, odaya geldim. Birden öyle bir tûfânlı yağmur oldu, hücremin önünde bir sel olarak gördük. Eğer o su, o Nuriyeye rast gelmeseydi; o hàlî yerde, o yağmur altında, at da başkasının malı, kaybolmak gibi çok musîbetlerden Cenâb-ı Hak muhâfaza eyledi.
Bu küçük musîbette dokuz cihette ni'met olduğunu tasdik ettik. Ve bu nev'i hıfz u himâyet, sizlerin samîmî duâlarınızın bir neticesi olduğu kanâatindeyiz. Ve bu dokuz cihetle medâr-ı şükrân hâdise dün aldığımız hediye-i Nuriyenin çok fâideli olduğuna işârettir. Çünkü, darb-ı meselde meşhûrdur ki: Bir şeyde zahmet, meşakkat, alâmet-i makbûliyettir.
Umum kardeşlerimize birer birer selâm ve duâ ve duâlarını istiyoruz. ∗∗∗
► (159) ◄
Azîz, sıddık, mübârek kardeşlerim!
Bu mübârek eyyâm ve leyâli-i şerîfede mübârek duâlarınıza daha ziyâde ihtiyacımı göstermek için, bundan evvelki mektûbda, titiz atın yüzünden gelen musîbet gerçi ondan dokuzu ni'mete inkılâb etti. Ondan birisi: Eskiden beri bende bulunan kulunç illetine ve romatizma hastalığına iltihak edip, beni yatağa düşürdü. Fakat merak etmeyiniz, ben kalkıyorum geziyorum. Kat'iyyen – bugün gönderdiğiniz risaleleri tashih ederken – kanâatim geldi ki; o musîbetin bâkî kalan ondan birisi, on derece bir ni'met hükmünde oldu. Ve on adedden ziyâde fâidelerinden bir fâidesi şudur ki: Ben tashihâtta gerçi usanmıyordum; fakat her tashihte yine ders alıp istifade etmek bir âdetimdi. Bazı çok zevk alıyordum. Bu mevsimde dağlarda, bağlardaki güzel San'at-ı İlâhiyeyi temâşâ zevki, o tashihteki zevkime galebe ediyordu. Bu yeni musîbetteki mütemâdiyen kendini ihsâs eden hastalık, kemâl-i zevk ve şevkle, Hazret-i Eyyûb Aleyhisselâm’ın Lem'asıyla, hastalık Lem'asını her nüshada yeniden görüyorum gibi okuyup, tashih ediyorum. Kat'iyyen şübhem kalmadı ki, o zahmetli hastalık, o lezzetli, rahmetli vazife-i nuriye için verilmiş. Gerçi harekâtımda namaz ve abdestte sıkıntı veriyor; fakat hastalıkla ubûdiyet muzâaf sevâbı olduğu gibi, bu tashihât-ı vazife-i nuriyedeki zevk, o sıkıntıları hiçe indirdi.
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى كُلِّ حَالٍ سِوَى الْكُفْرِ وَالضَّلاَلِ
