► (161) ◄
Azîz, sıddık kardeşlerim!
Size, hastalığın dokuz fâidesinden bâkî kalan üçünü yazıyorum ki, o hastalığın bir meyvesi sâbık Arabî fıkradır.
Yedinci fâidesi: Risale-i Nurun ehemmiyetli bir şâkirdinin ehemmiyetli bir hatâsını tamir etmesidir. Şimdilik bu ehemmiyetli fâideyi izâh etmek münâsib değil.
Sekizinci fâidesi: Gayet incedir, izâh edilmez; yalnız, kısa bir işâret ederiz. Nasıl ki Husrev, yazdığı Kur'ânı, fotoğrafla tab'ını kabûl etmeyerek binler câzibedâr Kur'ânlar kendi hattı ile Âlem-i İslâmda intişarıyla, kutbiyet derecesinde bir mertebe-i ulviyeyi ve yüksek bir şeref-i imtiyazı bırakıp, Risale-i Nur dâiresindeki sırr-ı ihlâsı muhâfaza ve hazz-ı nefisten teberrî etmiştir. Aynen öyle de, bu hastalık rûhumda öyle bir inkılâb yaptı ki; Risale-i Nurun parlak fütûhâtını müteşekkirâne temâşâ etmek ve sevâbdârâne, mücâhidâne, bir nev'i kumandan hizmetinde bulunmaktan gelen uhrevî zevki ve şerefi ve dünyada uhrevî meyvesini gösteren hizmet-i îmâniyenin şahsıma ait lezzeti ve imtiyazı, o sırr-ı ihlâs için bırakmak ve kardeşlerime havâle etmek ve onların şeref ve zevkleriyle iktifâ etmeye nefs-i emmârem dahi muvâfakat ederek; dünyanın bu uhrevî ve güzel yüzünde gözünü kapamak ve eceli ve mevti ferâhla karşılamaya tam kabûl etmesidir.
Dokuzuncu fâidesi: Çoktan beri benim hususî bir virdim ve hiç kaleme alınmayan ve mesleğimizin dört esâsından en büyük esâsı olan şükrün en geniş ve en yüksek mertebesini ihâta eden ve bende çok defa maddî ve manevî hastalıkların bir nev'i şifâsı olan ve ism-i a'zam ve besmele ile, dokuz âyât-ı uzmâyı içine alan ve ondokuz defa şükür ve hamdi, a'zamî bir tarzda ifâde ile, tahmîdâtın adedleriyle o eşyanın lisân-ı hâliyle ettikleri hamd ü senâyı niyet ederek, o hadsiz hamdlerin yekûnunu kendi hamdleri içine alarak azametli ve geniş bir tahmîdnâme ve teşekkürnâme bulunan ve Sekîne’deki esmâ-i sittenin muazzam yeni bir dersini izhâr etmeye sebeb olmasıdır.
Umum kardeşlerimize birer birer selâm ve duâ ve berâetlerini tebrik ederiz. ∗∗∗
