İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 216 / 218
216

► (165) ◄

Evvelâ: Bu mübârek Ramazan-ı Şerîfteki duâlar, ihlâsı bulmak şartıyla, inşâallâh makbûldür. Fakat maatteessüf, ekseriyetçe Risale-i Nur şâkirdlerinin nazarlarını dünyaya çevirmek ve huzur-u kalbi bozmak için, bazı taarruzlar yüzünden o ihlâs, o huzur-u tam, bir derece zedelenir, merak etmeyiniz. Herşeyi Cenâb-ı Hakk’a havâle edip öyle taarruzlara ehemmiyet vermeyin. Âtıf’a da yazınız, merak etmesin ve müteessir olmasın. O da, bir kazâ-i İlâhîdir. İnşâallâh, Sava Hâfız Mehmed’in hâdisesi gibi, Risale-i Nurun lehine dönecektir (Hâşiye-1) [^25] .

[^25]:(Hâşiye-1) Âtıf'a muâraza eden ve hücum eden tarîkatçı müftü ve taassublu vâiz ve hoca ve ehl-i tarîkat, ehemmiyetli ehl-i ilim ve tarîkat, bu muârazada, en son perdesini rejim hesabına ve tarafgirliğe ve himâyesine dayanıp, Âtıf'ın müdafaa ettiği Sünnet-i Seniye mesleğine taarruz sûretine girdiğini; ve Risale-i Nura muâraza eden, bilerek veya bilmeyerek zındıkaya yardım ettiğine bir delil, bu defa adliyece benden sordular ki: "Kürd Âtıf, rejim aleyhine çalışıyor. Demek onun muârızları, rejime dayandılar." Ben de dedim: Rejimi reddetmek ne vazifemizdir ne de kuvvetimiz var ve ne de düşünüyoruz ve ne de Risale-i Nur izin veriyor. Fakat biz kabûl etmiyoruz, amel etmiyoruz, istemiyoruz. Red başka, kabûl etmemek başkadır, amel etmemek daha başkadır. Hazret-i Ömer'in (R.A.) taht-ı hükmünde, kanun-u adâlet-i şer'iyesini reddetmeyen ve ilişmeyen Yahudîlere, Nasâraya ilişmiyordular. Demek, kabûl etmemek, tasdik etmemek, idarece bir cünha, bir suç teşkil etmiyor ki; o çeşit muhâlifler ve münkirler, en kuvvetli pâdişahların idaresi ve siyaseti altında bulunmuşlar. İşte, bu nokta-i nazardan, Risale-i Nurun şâkirdlerinden en müdhiş bir muhâlif, rejim müessisini tel'in de etse, bilfiil idareye ilişmese, onun mefkûresine kanunen ilişilmez. Hürriyet-i vicdân ve hürriyet-i fikir, onları tebrie eder.

Hem Âtıf’ın parlak hizmeti tevakkufa uğraması (Hâşiye-2) [^26] ve gerilemesi ve merhum Mehmed Zühtü Bedevî’nin, yüksek ve geniş hizmetinin perdelenmesini düşünmesi beni ziyâde mahzûn ettiği hengâmda, elime bir mektûb verildi. O mektûb, o endişemi izâle etti. Risale-i Nur hizmetinde bir kapı kapansa, daha mühim kapılar açılır, diye kaide, yine hükmünü icra etti ki; Sabri gibi Risale-i Nurun gayet büyük bir rüknünün büyük amucası ve Risale-i Nurun bir kahramanı olan Tahiri’nin eniştesi ve Risale-i Nurun saff-ı evvelinde ve şâkirdlerinin başında bir zaman nâzırlık vazifesini gören ve şimdiye kadar da Risale-i Nur hakkında kalbini bozmayan Büyük Hâfız Zühtü’nün samîmî kemâl-i sadâkat ve ihlâsını gösteren mektûbuyla; ve Hulûsî-i sâlis Abdullâh Çavuş’un hâşiyesinde tasdikle, bu eski ve yeni gayyûr kardeşimiz Büyük Zühtü, resmiyete bakmayarak, Risale-i Nurun mühim vazifelerinden olan masûmlara Kur'ân dersini vermekle gösterildi ki; merhum Zühtü Bedevî

[^26]:(Hâşiye-2) Şimdi aldığımız haber; Denizli vâlisi, ehemmiyetli bir şifre ile, bura vâlisine, Âtıf mes'elesini i'zam ederek şifre yazmış. Hâfız-ı Hakîkinin hıfzına dayanıp telâş etmeyiniz. Fakat ihtiyat ediniz. Hapsolan Âtıf ve arkadaşlarına tesellî veriniz ve merak etmesinler. Allah Kerîmdir ve Rahîmdir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.