sırr-ı ihlâsla, tesânüd ve iştirâk-i âmâl-i uhrevî düsturuyla herbir sâdık şâkird, o fevkalâde manevî kazancı elde edeceğine gayet kuvvetli bir delili budur ki: Bu dâire içinde kırkbin, belki yüzbin hàlis, hakîki mü'minlerin içinde hakikat-i leyle-i Kadri elde edecek bir-iki, on-yirmi değil, belki yüzlerin elde etmesi ihtimali kavîdir.
Sırr-ı ihlâsla ve iştirâk-i âmâl-i uhrevî düsturunun sırrıyla biz ve siz bu hakikate müteveccihen, bu Ramazan-ı Şerîfte herbirimiz umumun hesabına ve umum arkadaşları içinde kendini farzedip, nun-u mütekellim-i maa'l-gayrı, yani dâima
اَجِرْنَا ❀ اِرْحَمْنَا ❀ وَاغْفِرْلَنَا ❀ وَوَفِّقْنَا ❀ وَاهْدِنَا ❀
وَاجْعَلْ لَيْلَةَ الْقَدْرِ فِى هٰذَا الرَّمَضَانَ خَيْرًا فِى حَقِّنَا مِنْ اَلْفِ شَهْرٍ
gibi kelimelerde نَا içinde umum kardeşlerini niyet etmektir. Ve bilhassa, en zaîf olan bu kardeşinize, ağır vazifesinde, o hususî niyetle yardım etmektir. ∗∗∗
► (108) ◄
Azîz, sıddık kardeşlerim!
Hem sizi, hem bizi, hem Risale-i Nur dâiresini ve hususan kahraman Tahiri, bu virdü'l-a'zam-ı Kur'ânînin bu tarzda zuhûra gelmesiyle tebrik ediyoruz. Evet, bunun tab’ında iki emr-i azîm var.
Birisi: Mu'cizâtlı Kur'ân-ı Hakîmin ve kerâmetli Risale-i Nurun tab’larına matbaada görülmemiş bir çığır açtı.
İkincisi: Tâhir’e ve Hâfız Ali’ye ve arkadaşlarına kazandırdığı fevkalâde bir sevâb noktasıdır ki; bu sırra delil-i zâhir, emsâli matbaada, tab’da görülmemiş bir tarzda, aynen Tâhir’in hattı fotoğrafla alınmış gibi; kim bakıyorsa, “Bu Tâhir’in yazısıdır, matbu' değildir” der.
Hem kağıt, hem vakit dar olduğundan, bâkî umuma selâm.
Kardeşiniz
Said Nursî ∗∗∗
