İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 170 / 218
170

Mübârek köyünden, mübârekler cemâatinden, mübârek İbrahim’in bereketli mektûbunu okudum. Beni memnun eden çok sözler var içinde. Ve bilhassa benim başıma yağan yağmurdan rüyada içmesi ve biraderzâdesi Osman’ın ileride Risale-i Nura talebe olması için, kendini okutması bizi mesrûr eyledi. Cenâb-ı Hak, öyle mübârekleri o köyde çoğaltsın. Âmîn ∗∗∗

► (130) ◄

Azîz sıddık kardeşlerim!

Risale-i Nurun hakkâniyetine ve ehemmiyetine dair bir imza-yı gaybî hükmünde olan yazdığınız mecmua-i işârâta, Lâhikadan intihâb ettiğinizden iki misli daha ilâve ettik. Eğer siz de kendinize öyle bir mecmua yazmışsanız, ilâve ettiğimiz mikdarı size de göndereceğiz. Bu mecmuanın gösterdiği kıymet Risale-i Nurda bulunduğunu, bu zamanın dehşetli fırtınaları isbât ediyor.

Evet kardeşlerim, Hazret-i İsâ Aleyhisselâm, İncil-i Şerîfte demiş ki: “Ben gidiyorum, tâ size tesellîci gelsin –Yani Ahmed Aleyhissalâtü Vesselâm gelsin.” demesiyle Kur'ânın beşere gayet büyük bir neticesi, bir gayesi, bir hediyesi, tesellîsidir.

Evet, bu dehşetli kâinâtın fırtınaları ve zevâl ve tahribâtları içinde ve bu –boşluk– nihâyetsiz fezâda herşey ile alâkadar olan insan için hakîki tesellîyi ve istinâd ve istimdâd noktalarını yalnız Kur'ân veriyor. En ziyâde o tesellîye muhtaç bu zamandır. Bu asırda, en ziyâde kuvvetli bir sûrette o tesellîyi isbât eden, gösteren Risale-i Nurdur. Çünkü zulümât ve evhâmın menba'ı olan tabiatı, o delmiş geçmiş, hakikat nuruna girmiş.

Onaltıncı Söz gibi ekser parçalarında, hakàik-ı îmâniyenin yüzer tılsımlarını keşf ve izâh edip, aklı inkârdan ve tereddüdlerden kurtarmış. İşte bu hakikat içindir ki; bu çok usandırıcı ve dehşetli zamanda, usandırmayacak bir tarzda, çok tekrar ile beraber; aklı başında olanları Risale-i Nurla meşgul ediyor. Re'fet Beyin mektûbunda dediği gibi, “Risale-i Nurun en bâriz hâsiyeti, usandırmamak. Yüz defa okunsa, yüzbirinci defa yine zevkle okunabilir.” Pek doğru demiş.

Risale-i Nurun tercümânı, hakîki vazifesinin haricinde dünyadaki istikbâliyata ara sıra bakması, bir derece zâhirî bir müşevveşiyet verir. Meselâ, bundan otuz-kırk sene evvel diyordu: “Bir Nur gelecek, bir Nurânî âlemi göreceğiz.” deyip; o mânâ, geniş bir dâirede ve siyasette tasavvur edilmiş.

Hem bundan ondört, onbeş sene evvel, “Dinsizliği çevirenler müdhiş semâvî tokatlar yiyecekler.” diye büyük, geniş, küre-i arz dâiresindeki bu

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.