hizmetini her belâya, her derde bir çare, bir ilâç bulmuşlar; biz her gün hizmet derecesinde, maîşette kolaylık, kalbde ferâhlık, sıkıntılara genişlik hissediyoruz, görüyoruz. Elbette bu dehşetli yeni belâlara, musîbetlere karşı da, yine Risale-i Nurun hizmetiyle mukàbele etmemiz lâzımdır.
Umum kardeşlerimize birer birer selâm ediyoruz. ∗∗∗
► (146) ◄
Azîz, sıddık, mübârek, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânın bir vech-i i'câzını hàrika kalemiyle gösteren ve mütemâdiyen defter-i hasenâtına, o yazdığı Kur'ânları okuyanların sevâbları yazılan kıymetdâr Husrev!
Bana gönderdiğin iki mübârek nüshadan birincisini size, Hilmi Beyle gönderdim. Bir hiss-i kable'l-vukû' ile, sen; “Isparta’dan ayrılacaksınız.” diye ikisini birden bize göndermiştin. Çok da iyi oldu. Şimdi Isparta, Medresetü'z-Zehrâ-i Ekber ve Medrese-i Nuriye-i Kübrâ olduğundan, bu kudsî eser, orada, hususan şühûr-u selâse gelmek üzere bir zamanda lâzımdır. İnşâallâh orada da, bizim gibi cüzleri ile taksim ile hatmeler okunacak. ∗∗∗
► (147) ◄
Azîz, sıddık, kardeşlerim!
Bu defa, Hâfız Ali’nin mektûbunda büyük bir beşâret hissettik ki, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânımızı tab'edilecek esbâb var, mâniler yok. Mâdem mübârek Husrev geldi; en birinci hak, bu mes'elede onundur. Ve mâdem iki Ali ile Tahiri, Hâfız Mustafa, hàrika tesânüdleriyle ve şimdiye kadar bütün Risale-i Nur talebelerini sevindiren ve ehl-i îmânı memnun ve minnetdâr eden meydândaki hizmetleriyle ve kahraman Rüştü’nün lâyetezelzel sadâkatiyle, Husrev’le beraber bu büyük ve ağır ve kıymetdâr Hizmet-i Kur'âniyeye kemâl-i tesânüdle çalışmak lâzımdır.
Sakın! Dikkat ediniz.. İhtilâf-ı meşrebinizden ve zaîf damarlarınızdan ve derd-i maîşet zarûretinizden ehl-i dalâlet istifade edip, birbirinizi tenkid ettirmeye meydân vermeyiniz. Meşveret-i şer'iye ile re'ylerinizi teşettütten muhâfaza ediniz. İhlâs Risalesi’nin düsturlarını her vakit göz önünüzde bulundurunuz. Yoksa, az bir ihtilâf bu vakitte Risale-i Nura büyük bir zarar verebilir. Hattâ sizden saklamam. İşte şimdi Feyzi de Emin de biliyorlar ki, mâbeyninizde gayet ehemmiyetsiz bir tenkid, bize burada zarar veriyor gibi. Size, hiç bilmediğim hâlde, bu noktaya dair iki mektûb yazdım ve rûhen çok endişe ediyordum. “Acaba yeni bir taarruz mu var?” diye muzdarib idim.
