İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 188 / 218
188

O bize kazandırdığı netice itibariyle dünyaya, enâniyete ait herşeyi fedâ etmek vazifemizdir” deyip nefsinizi susturunuz! Medâr-ı nizâ' bir mes'ele varsa, meşveret ediniz. Çok sıkı tutmayınız. Herkes bir meşrebde olmaz. Müsâmaha ile birbirine bakmak şimdi elzemdir.

Umum kardeşlerimize birer birer selâm ederiz. ∗∗∗

► (145) ◄

Azîz, sıddık kardeşlerim!

Cenâb-ı Hakk’a hadsiz şükür olsun ki; bu gaflet mevsimi olan baharda ve derd-i maîşet belâsında, Risale-i Nur fütûhâtında devam ediyor. İstanbul’dan yazıyorlar ki, oraya giden, başta Husrev’in Mu'cizât-ı Ahmediyesi olarak, risaleleri her kim görmüş ve okumuş ise, başta Fetvâ Emini Ali Rıza olarak herkes, hayret ve istihsân ile, “Bu tarz-ı ifâde ve isbât ve beyân, hiçbir kitapta bulmamışız. Bu şerâit içinde böyle eserler, hiç kimseye müyesser olmamış.” deyip, kemâl-i iştiyak ile karşılıyorlar. Ve Ankara’da, dünyaca yüksek makamlarda, askeriye hey'etinde, kemâl-i iştiyak ve takdir ile Risale-i Nuru yazıp okutturuyorlar. Başta Miralay Mehmed Yümnü olarak, mühim askerî paşaları, “Risale-i Nur îmân kurtarıcıdır.” diye takdirkârâne tam teslîmiyetle okuyup istifade ediyorlar. Hattâ burada da pek çok ayrı ayrı tarzda Risale-i Nur aleyhinde yaptıkları desîseler ve tedbirler ve şâkirdleri soğutmak ve sarsmak plânları, hususan derd-i maîşet belâları, Risale-i Nurun inkişafını durdurmuyor, günden güne tevessü' ediyor. Hattâ en ziyâde hücum edenler dahi, perde altında istifadeye çalışıyorlar. Cenâb-ı Hakk’a hadsiz şükür olsun ki, inâyet-i İlâhiye ve himâyet-i Rabbâniye devam ediyor. Fakat, yalnız ehemmiyetli bir plânla, ayrı bir cebhede, mütemerrid münâfıklar tarafından bir hücum var. Çok ihtiyat ve dikkat ve sebat ve tesânüd lâzımdır ki, tâ onların bu plânı da akîm kalsın. Plân da budur:

“Risale-i Nur talebeleri içinde tesânüdü bozmak.” Onsekiz seneden beri hakkımızda programları, hàs talebeleri bizden kaçırmak, soğutmak idi. Bu plânları akîm kaldı. Şimdi, tesânüdü bozmak ve bazı menfaat-perest, fakat ehl-i ilim ve ehl-i dinden, Risale-i Nurun cereyanına karşı rakìb çıkarmak sûretiyle intişarına zarar vermeye çalışıyorlar.

Hem Ramazan Risalesinin âhirinde nefs-i emmâreyi, her nev'i azaptan ziyâde, açlık ile temerrüdünü terk ettiği gibi; şimdiki ehl-i nifâkın mütemerridâne sefâhetinin cezası olarak, umuma ve masûmlara da gelen bu açlık ve derd-i maîşet belâsından, ehl-i dalâlet istifade edip, Risale-i Nurun fakir şâkirdlerinin aleyhine istimâl etmek ihtimali var. Mâdem şimdiye kadar ekseriyet-i mutlaka ile Risale-i Nur şâkirdleri, Risale-i Nur

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.