Hâfız Mustafa ile umumunuza bedel görüştük, fakat pek az bir zamanda Cenâb-ı Hak, onu ve Tahiri’yi tab' mes'elesinde muvaffak eylesin, âmîn.
Hâfız Ali’nin mektûbunda, Medrese-i Nuriye’nin üstadı olan Hacı Hâfız ile gayet samîmâne ve uhuvvetkârâne görüşmeleri ve meşveretleri bizleri çok mesrûr eyledi.
Said Nursî ∗∗∗
► (117) ◄
Azîz sıddık kardeşlerim!
Nur fabrikasının sâhibi, Birinci Şuâ’nın Dördüncü Âyeti bahsinde, Hakikat-i İslâmiyetin yedi esâsını parlak bir sûrette isbât edildiği cümlesine dair soruyor ki: “Erkân-ı İslâmiyeyi beş biliyoruz. Hem vücûb-u zekât rüknü, risalelerde ne sûretle izâh edildiğini” soruyor.
Elcevab: İslâmın rükünleri başkadır; Hakikat-i İslâmiyetin esâsları yine başkadır. Hakikat-i İslâmiyetin esâsları; altı erkân-ı îmâniye ile (Hâşiye) [^18] ve esâs-ı ubûdiyet ki, İslâmın beş rüknü olan Savm, Salât, Hac, Zekât, Kelime-i Şehâdet, mecmûunun hülâsasıdır. Risale-i Nur; altı rükn-ü îmâniye ile bu esâs-ı ubûdiyeti isbât edip سَبْعَ الْمَثَانِى cilvesine mazhariyeti muraddır. Vücûb-u zekâtın izâhından murad ise, zekâtın teferruât tafsilâtı değil; belki zekâtın, hayat-ı ictimâiyede derece-i lüzumu ve ehemmiyetli kıymeti isbât edilmiş demektir. Evet Risale-i Nurdan evvel yazdığımız risalelerde, hem de Risale-i Nurun müteaddid yerlerinde, vücûb-u zekâtın hayat-ı ictimâiyede ne derece ehemmiyetli olduğu kat'iyyen ve vâzıhan isbât edilmiş demektir.
[^18]:(Hâşiye) "Beraber" kelimesi Şuâ'da noksan olduğu için şübhe edilmiş.
Isparta’da, Risale-i Nurun ders ve neşrine iki köşkünü bir zaman tahsîs eden kardeşimiz Şükrü Efendi’nin iki genç evlâdının vefâtı beni müteessir etti. Çünkü, beş-altı yaşında iken, masûme kerîmesi yanıma geldikçe, her defa “Adın nedir?” soruyordum. Masûmâne, kemâl-i fahirle, “Hayrünnisa” derdi; beni şefkatle güldürüyordu. Cenâb-ı Hak, o mübârek masûmeyi birden Cennetine aldı; şu dünya Cehenneminden kurtardı. Ve merhum mahdumu Hayati ise, hastalık, inşâallâh onu da Hayrünnisa gibi günahsız masûm yaptı. Beraber Cennet tarafına gittiler. Bu nokta-i nazardan ben, o iki çocuğu tebrik ediyorum. Ve peder ve vâlidelerini de hem tâziye, hem ma'nen tebrik ediyorum ki; o iki evlâdları ﴾ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ ﴿ sırrına mazhar oldular. Ben, o ikisini, Risale-i Nurun vefât eden şâkirdleri içinde duâlarımıza dâhil ettik.
