İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 185 / 218
185

► (142) ◄

Azîz sıddık kardeşlerim!

Hizb-i Nurî’de, hem تَفَكُّرُ سَاعَةٍ sırrı, hem küllî bir ubûdiyet bulunduğundan; şimdi bu vakitte, kuvvetli bir emâreyi müşâhede ettim. Bugün, Risale-i Nurun Hizb-i Nurîsinden bir kısmını ve Cevşenü'l-Kebîr’den dahi bir kısmını okurken gördüm ki; kâinâtın envâ'ını ve âlemlerini Yirmidokuzuncu Mektûbun âhir kısmı ve ﴾ اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ ﴿ âyetinin beyânında, seyahat-ı kalbiye ile, herbir ism-i İlâhi, bu kâinâttaki bir âlemi nurlandırdığını ve zulümâtı dağıttığını gördüğüm gibi; aynen ve daha başka bir şekilde, Cevşenü'l-Kebîr ve Risale-i Nur ve Hizb-i Nurî dahi kâinâtı baştan başa nurlandırıyor. Zulümât karanlıklarını dağıtıyor.. gafletleri, tabiatları parça parça ediyor. Ehl-i gaflet ve ehl-i dalâletin altında saklanmak istedikleri perdeleri yırtıyor gördüm. Kâinâtı, envâ'ıyla pamuk gibi hallâç ediyor, taraklar ile tarıyor müşâhede ettim. Ehl-i dalâletin boğulduğu en son ve en geniş kâinât perdelerinin arkasında, envâr-ı tevhidi gösteriyor.

Ezcümle: İki gün evvel, ism-i Hakem nüktesini okuyan bir Nakşî dervişi, güneşin ve manzûmesinin bahsini, Risale-i Nur mesleğine vech-i tatbikini anlamamış. Demiş: “Bu da ehl-i fen ve kozmoğrafyacılar gibi bahseder” tevehhüm etmiş. Yanımda ona okundu, ayıldı. Bu, bütün bütün başkadır dedi. Demek kozmoğrafyacılar gibi, ehl-i fennin en son ve geniş nokta-i istinâdları ve medâr-ı gafletleri olan perdelerde Nur-u Ehadiyeti gösteriyor. Orada da düşmanlarını takib ediyor. En uzak tahassungâhlarını bozuyor. Her yerde, huzura bir yol gösteriyor. Eğer güneşe kaçsa, ona der: “O bir soba, bir lambadır. Odununu, gazyağını veren kimdir? Bil, ayıl!” Başına vurur.

Hem kâinâtı baştan başa âyineler hükmünde tecelliyât-ı esmâya mazhariyetlerini öyle gösteriyor ki; gafletin imkânı olmuyor. Hiçbir şey, huzura mâni olmuyor. Ehl-i tarîkat ve hakikat gibi huzur-u dâimî kazanmak için kâinâtı, ya nefyetmek veya unutmak ve hâtıra getirmemek değil; belki kâinât kadar geniş bir mertebe-i huzuru kazandırdığını ve geniş ve küllî ve dâimî kâinât vüs'atinde bir ubûdiyet dâiresini açtığını gördüm. Daha var, fakat şimdi bu kadar yazdırıldı. ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.