► (135) ◄
Azîz, sıddık kardeşlerim!
Nur fabrikasının sâhibi ile kahraman Tahiri bizi gayet mesrûr eden müjdeler veriyorlar; hem bazı mes'eleleri soruyorlar. Sizlerdeki erkânın verdikleri karar ve münâsib gördüğü tarzlar, benim re'yimin fevkınde inşâallâh isabet ederler. Mâdem benim re'yimi de almak istiyorlar. Şimdilik, evvelce nazlanan matbaacılara lüzum yok. Hem mesleğimize muhâlif yeni hurûfa, Risale-i Nurun bir nev'i müsâadesi hükmüne geçtiği için, lâzım değil. Sizler, el makinesiyle yazdığınız mikdar yeter. Zâten Nazîf de, el makinesiyle bir derece çalışıyor. Tashihine çok dikkat etmek lâzım. Eski hurûfla elmas kalemli kardeşlerim matbaaya ihtiyaç bırakmıyor. Bize yardım etsinler.
Sorduğunuz ikinci cihet ise, Hâfız Mustafa’ya verdiğim yeni hurûfla iki risale, çoğu ayrı ayrı olsun, bazı da beraber olsun. Gençlere ait risaleciğin başında isim olarak “SİRÂCÜ'L-GÂFİLÎN” veyâhut “GENÇLİK REHBERİ” nâmı, tevhide ait risaleye “HÜCCETULLÂHİ'L-BÂLİĞA” nâmını; veyâhut “MİSBÂHÜ'L-ÎMÂN” Kerâmet Mecmuasının ismi ise, “SİKKE-İ TASDİK-İ GAYBΔ veya “TASDİK-İ GAYBÎNİN HÂTEMİ” nâmını başında yazarsınız.
Arabî “VİRDÜ'L-EKBER-İ NURİYE” tab'edilmişse, Arabî bilmeyen Risale-i Nur şâkirdlerine bir teshîlât olmak için Yedinci Şuâ, Âyetü'l-Kübrâ ve Yirminci Mektûb’da izâh ve tercüme edilen sahifelerinin numaralarını “VİRDÜ'L-EKBER” in kenarlarına rakamla bir hâşiyecik gibi yazılsa iyi olur. Yani “Bu Arabî makam, filân risalede, filân sahifede izâhı var” diye işâret edilse ve elmas kalemli kardeşlerimiz bunu tevzî' edip, herbiri bazı nüshaları böyle işâretlerle kaydetse ve hem el makinesiyle yaptığınız veya matbaadan gelen risalelerden nümûne için bir-iki nüshasını bize gönderseniz iyi olur. ∗∗∗
► (136) ◄
Azîz, sıddık kardeşlerim!
Bu şiddetli maddî ve manevî kıştaki galâ ve varlık içinde kaht ve derd-i maîşet fukaralara ağır basması cihetinde, ekserî fakirü'l-hâl olan Risale-i Nur şâkirdlerinin bu dehşetli hâle karşı sarsılmaları ve tesânüdleri bozulması ihtimaliyle ziyâde endişe ediyordum. Sizler her zamandan ziyâde bu fırtınada tesânüdünüzü ve ittihâdınızı ve birbirinin kusuruna bakmaması, birbirini tenkid etmemesi; Risale-i Nurun vazife-i kudsiye-i îmâniyesi hesabına mükellef ve muhtaçsınız.
