İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 95 / 218
95

ve Âtıf Hasan’ın gelmesiyle o endişe zâil oldu. O mektûbunuzda, çok ehemmiyetli bir hâdise-i nuriyeden bahis var ki, Hizbü'l-Ekberü'l-Kur'ân’ı tab'etmek teşebbüsüdür.

Evet, o Hizbü'l-Ekber’deki âyât, bütün Risale-i Nuriyenin rûhu, esâsı, mâdeni, üstadı ve güneşidir. Onun tab'ından sonra mümkünse, Risale-i Nurun Hizbü'l-Ekber’i nâmında Arabiyyü'l-ibare ve iki Âyetü'l-Kübrâ ve münâcâtın hülâsası olan risaleyi dahi tab'etmek lâzımdır, fakat elinizdeki nüsha, benim nüsham gibi mükemmel değil. Biz burada yazıp, isterseniz size gönderelim. İsterseniz, İstanbul’da matbaada olan vekilinize gönderelim, adresini bildiriniz.

Kardeşimiz Hasan Âtıf, hakikaten Risale-i Nurun hizmetine pek çok lâyık ve müstaîddir. Müstesnâ hattıyla beraber ihlâsı, irtibatı, alâkadarlığı, ciddiyeti, sadâkati dahi mükemmeldir. Cenâb-ı Hak, onun emsâlini çoğaltsın. Bu kardeşimizi yirmi mektûb yerinde, size, canlı bir mektûb olarak gönderdik.

Hâfız Ali’nin buradaki kardeşlerine çok yüksek, çok te'sirli yazdığı mektûba karşı başta Feyzi, Emin olarak umum nâmına Feyzi diyor ki: “Biz bu memleket talebeleri, Isparta kahramanlarının küçük kardeşleri, belki onların talebeleriyiz. Dersi, hizmeti ve ciddiyeti onlardan alıyoruz. Herbirisi, bizim için birer üstaddır. Onların ellerinden öper, arz-ı hürmet ederiz. Cenâb-ı Hak, o kahramanlardan ebeden râzı olsun, âmîn.” diyorlar.

Risale-i Nur’un iskele nâzırı Sabri’nin birinci talebesi ve Risale-i Nurun ehemmiyetli küçük bir talebesinin küçücük mektûbundaki güzel yazı bizi mesrûr etti. Cenâb-ı Hak, onun ve onun gibi Risale-i Nura çalışan masûmlara tevfik ve selâmet ve saâdet ihsân eylesin, âmîn.

Hâfız Mustafa’nın bizce pek çok ehemmiyetli olan mektûbu, çoktan beri beklediğim bir hakikati gösterdi ki; Risale-i Nur dâiresindeki şâkirdler, istişâre sûretinde, tab'etmek gibi çok ehemmiyetli işleri görmeye başlamalarıdır. ∗∗∗

► (084) ◄

Azîz, sıddık, sâdık, hàlis ve muhlis kardeşlerim!

Dört-beş kardeşlerime ait birer kısacık konuşacağım

Birincisi: Medrese-i Nuriyenin mürşidi, müessisi ve müdebbiri Hacı Hâfız kardeşimizin bu defa üçüncü olarak bir teberrükünü gördük. Tâ Barla’da iken tatlı lokmaların kerâmetli, acîb bereketi ve Isparta’da İktisad Risalesi’ni tatlılaştıran iki buçuk okka balın hàrika bir hâdiseye sebebiyet vermesi (Hâşiye) [^14], bu üçüncü defa da, bin mübârek ve masûm hatırlarını

[^14]:(Hâşiye) Şimdi ben tahmin ediyorum, o bal da onun imiş; fakat tam tahattur edemiyorum.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.