► (010) ◄
Azîz, sıddık, kıymetdâr kardeşlerim ve Hizmet-i Kur'âniyede metîn, ciddi, çalışkan arkadaşlarım!
Yeni bir medâr-ı kerâmet ve inâyet ve sürûr olan mektûbunuzu aldım. Ve Risaleti'n-Nura ait bir ikram ve inâyet-i İlâhiyeyi gösterdi. Şöyle ki:
Bundan dört-beş gün evvel, şiddetli bir taharrî ile menzilim teftiş edildi. Her tarafa baktıkları hâlde hıfz-ı İlâhî ile bizi mahzûn edecek bir şey bulamadılar. Yalnız İktisad, Hastalar, İstiâze gibi altı-yedi risaleyi zararsız buldular. Sonra da Husrev’in ezân mes'elesi gibi müsâdere kaidelerine tam muhâlif olarak noksansız iâde ettiler. Ben o hâdiseden size endişe edip –dağdan dönerken– Abdülmecîd, Sabri, Husrev, Hâfız Ali ile beraber konuşmak, acaba size de bir taarruz var mı diye sormak istedim. Ve lisânla bağırdım, geldim. Birden Emin kapıyı açtı, dördünüzün mübârek mektûblarınızı verdi. Her ikimiz bu ikram ve taharrîdeki kerâmet-i hıfziyeyi ve Husrev’in hilâf-ı me'mûl öyle bir istid'a, öyle bir netice vermesindeki inâyet-i Rabbâniyeye aynı zamanda muvâfık gördük ve Risaleti'n-Nur her vakit inâyete mazhardır diye şükrettik.
Azîz kardeşlerim! Fihrist bâkiyesinin te'lifi size havâle edilmişti, taksimü'l-a'mâl tarzında yapsanız iyi olur.
Mâşâallâh, Bârekallâh, kalemlerinizin mükemmel çalışmaları devam etmekle beraber tezâyüd etmeleri ve hususan Sav’da birden çoğalması...
Hacı Hâfız’a ve köyüne bin Bârekallâh, bizi fevkalâde mesrûr etti. Ve Husrev’in tevâfuklu yazıları, hususan yaldızlı Mu'cizât-ı Ahmediye (A.S.M.) nüshası ve Büyük ve Küçük Ali’lerin risaleleri buralarda tatlı, hem çok fütûhâtı var. İnşâallâh o mübârek kalemlerin daha çok fütûhâtı olacak ve göreceğiz. ∗∗∗
► (011) ◄
Azîz, kıymetdâr, sâdık ve sebatkâr kardeşlerim!
Fihristeyi, taksimü'l-a'mâl tarzında mütesânid hey'etinizin şahs-ı manevîsine tevdî'iniz çok güzeldir. Tam ve dâimî bir üstad buldunuz. O manevî üstad, bu âciz kardeşinizden çok yüksektir; daha bana ihtiyaç bırakmıyor.
Sabri kardeş! Senin rüyan mübârektir ve mânidârdır. İnşâallâh zaman onu tâbir edecek.
Kardeşlerim! Sizin hâtırınız ve askerliğiniz endişesi için hâdisât-ı zamana baktım; kalbime böyle geldi: Menfî esâsâta bina edilen ve Karun gibi ﴾ اِنَّمَٓا اُوتِيتُهُ عَلٰى عِلْمٍ ﴿ deyip, ihsân-ı Rabbânî olduğunu bilmeyip
