Re'fet kardeşimizin mektûbu dört cihetle beni memnun etmiş. Zâten eskiden beri Husrev, Re'fet, Rüştü; hayâlimde, tasavvurumda birleşmişler. Cenâb-ı Hakk’a şükür ki, onlardan ümîd ettiğim kemâl-i sadâkat ve sebat devam ediyor.
Hem Husrev’in ve Hâfız Ali’nin mektûblarında isimleri bulunan sebatkâr kardeşlerime ve Kâtib Osman ve Mehmed Zühtü ve Isparta Hâfız Ali’si ve Sava kahramanlarına birer birer selâm ve duâ ediyoruz. Şimdi bu mektûbu yazarken, Risale-i Nur santralı Sabri’nin mektûbunu Emin getirdi. Açtık, yağmursuzluk bahsine dair Risale-i Münâcâtın kesretle yazılması bereketiyle yağmurun gelmesi ve Rahmet-i İlâhiyenin fakir fukaraya imdâd edilmesini yazdığını gördük. Benim için ehemmiyetli bir mes'eleyi halletti.
Burada da yağmura şedîd ihtiyaç vardı. Yağmur gelecek hiçbir alâmet hissetmiyorduk. Bu kaht zamanında yağmursuzluk, fakir fukaraya çok ağır gelmişti. Ben, üç defa, namazdan sonra, masûm fukaraları ve aç kalan hayvanları, Risale-i Nuru şefâatçi yapıp duâ ettik. Birden aynı gece, me'mûlümüzün fevkınde duânın tam kabûlünü gördük. Ben hayretle, bu cüz'î duâmız, bu küllî mes'eleye ne derece dahli olduğunu bilemedim. Dedim: “Her hâlde çok mühim duâlara, duâmızda, binden bir hissesi olmuş.” Şimdi tahakkuk etti ki; Isparta nurânîleri, nurlu manevî duâları, bizi de o rahmetten hissedar eyledi. Hattâ o duâma arkamdan âmîn diyenlerden Feyzi’ye, bu mânâyı, bu hayretimi de ona şimdi söyledim. Evvelce söyleseydim, onun hüsn-ü zannını ta'dil edemeyecektim. Çünkü o, üstadına, en büyük hisse veriyor.
Sabri’nin mektûbunda, Sıddık Süleyman ve Barla’daki kardeşlerimizin selâmları ve eski alâkalarını tam muhâfaza eylemeleri, Barla’daki hayatımı tahassürle hatırlattırdı. Ben de onlara çok selâm ederim.
Mübârek Husrev, mektûbunda, hàs kardeşlerimizden Re'fet, Rüştü, Kâtib Osman, Osman Nuri, Âtıf ve Feyzi’nin bir yâdigâr-ı tahattur olarak, birer nüsha yazılarını bizlere hediye edilmelerini yazıyor. Cenâb-ı Hak, onlara, yazdıkları herbir harfe mukâbil bin hasene versin, âmîn. ∗∗∗
► (150) ◄
Azîz, sıddık kardeşlerim!
Her vakit ihtiyat iyidir. Zâten Hazret-i İmâm-ı Ali de Radıyallahu Anh kerâmetkârâne, bize ihtiyatı tavsiye ediyor. Şimdi, Şark tarafında yeni bir hâdise: Bir şeyh tarafından, kendi mürîdleri ve halifeleri vâsıtasıyla din lehinde, eskiden beri meşhûr olmuş Şeyh Ahmed nâmında türbedâr-ı
