İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 158 / 218
158

nişan ve bu yedi-sekiz sene Abdülmecîd’den daha harâretli fa'âlâne kardeşlik vazifesini yaptığınızdan, elbette senin merhume vâliden benim de vâlidemdir. Onu da, vâlidem yanına manevî kazançlarıma ve duâlarıma hissedar ediyorum. Cenâb-ı Hak sana, sabr-ı cemîl ihsân ve o merhumeyi de garîk-ı rahmet eylesin, âmîn.

Kardeşiniz

Said Nursî ∗∗∗

► (119) ◄

Azîz, sıddık kardeşlerim!

Ben, pek kat'î bir sûrette ve bine yakın tecrübelerim neticesinde kat'î kanâatim gelmiş ve ekser günlerde hissediyorum ki; Risale-i Nurun hizmetinde bulunduğum günde, o hizmetin derecesine göre kalbimde, bedenimde, dimağımda, maîşetimde bir inkişaf, inbisat, ferâhlık, bereket görüyorum. Hem orada iken, hem burada çok kardeşlerimden aynı hâleti hissettim ve ediyorum. Ve çokları itiraf ediyor ki, “Biz de hissediyoruz” derler. Hattâ, size geçen sene yazdığım gibi, benim, pek az gıdâ ile yaşadığımın sırrı, o bereket imiş.

Hem, İmâm-ı Şâfiî’den (R.A.) rivâyet var ki: “Hàlis talebe-i ulûmun rızkına, ben kefâlet edebilirim” demiş. “Çünkü rızıklarında vüs'at ve bereket olur.”

Mâdem hakikat budur ve mâdem hàlis talebe-i ulûm ünvânına Risale-i Nur şâkirdleri bu zamanda tam liyâkat göstermişler; elbette şimdiki açlık ve kahta mukâbil Risale-i Nur hizmetini bırakmak ve zarûret-i maîşet özrüyle, maîşet peşine koşmak yerine en iyi çare, şükür ve kanâat ve Risale-i Nur talebeliğine tam sarılmaktır.

Evet, her tarafta, bu derd-i maîşet herkesi sarsıyor. Ehl-i dalâlet, bundan istifade eder. Ehl-i diyânet de kendini mâzûr bilir, “Zarûrettir, ne yapalım” der.

Demek ki, Risale-i Nur şâkirdleri, bu açlık ve zarûret musîbetine karşı yine Nurla mukàbele etmeli. Her şâkirdin vazifesi, yalnız kendi îmânını kurtarmak değil; belki başkasının îmânlarını da muhâfaza etmeye mükelleftir. O da, hizmete ciddi devam ile olur.

Size yazmıştık ki, muârızlara adâvetle mukàbele etmeyiniz. Mümkün olduğu kadar, ehl-i takvâ, ehl-i ilme karşı dostane vaziyet alınız. Fakat bu noktaya dikkat ediniz ki, Risale-i Nurun zararına ve şâkirdlerinin salâbet ve metânetlerine ilişecek bir tarzda dâireniz içine sokmayınız. Öyleler, niyet-i hàlise ile girmezse, belki fütûr

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.