İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 86 / 218
86

bakmakla vazife-i kudsiyelerine fütûr vermemek ve fikirlerini onlar ile bulaştırmamak gerektir.

Cenâb-ı Hak, bize, nur ve nurânî vazifeyi vermiş; onlara da zulümlü, zulümâtlı oyunları vermiş. Onlar bizden istiğnâ edip yardım etmedikleri ve elimizdeki kudsî nurlara müşteri olmadıkları hâlde, biz onların karanlıklı oyunlarına vazifemizin zararına bakmaya tenezzül etmek hatâdır. Bize ve merakımıza dâiremiz içindeki ezvâk-ı maneviye ve envâr-ı îmâniye kâfî ve vâfîdir.

Umum kardeşlerimize birer birer selâm ve bayramlarını tebrik ederiz.

اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى

Kardeşiniz

Said Nursî ∗∗∗

► (077) ◄

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ قَطَرَاتِ الثَّلْجِ

Azîz, sıddık kardeşlerim!

Tekrar bayramlarınızı bu havâlideki kardeşlerimiz ile beraber tebrik ediyoruz. Sizin beş-altı mektûbunuza mukâbil beş-altı mektûb yazmak hakkınızdır; fakat benim ümmîliğim için kusura bakmazsınız. Bir kısa mektûb ile iktifâ ediyorum.

Evvelâ: Husrev’in mektûbu, Risale-i Nura hizmet edemediği için teessüfüne mukâbil ona yazınız ki; Husrev’in câzibedâr yazıları ve nüshaları onun yerinde pek parlak bir sûrette hizmet ediyorlar ve Hulûsî’nin Yirmiyedinci Mektûb’a giren mektûbları dahi onun bedeline çalışıyorlar; vazifesini kısmen görüyorlar. Ve merhume vâlidesine mahsûs duâ edilecek.

Ve Aydınlı Hasan Âtıf’ın, Hâfız Ali’nin mektûbunun hâşiyesinde yazdığı misli görülmemiş şu duâ “Yâ Rab! Güldür Said’i, tâ gülmesinden güller açılsın” diye pek garîb fıkrası, Risale-i Nura onun sadâkat ve ihlâsının acîb bir kerâmetidir ki; otuz günde bir defa gülmeyen o bîçâre Said, bir günde otuz defa güldüğünün yazılması ve size o mektûbun gönderilmesi zamanına tam tamına tevâfuk ediyor.