Hem ben ve hem Feyzi, çok taaccüb ve hayret ettik. Otuz günde (Hâşiye) [^12] bir defa gülmeyen, bir günde otuz defa gülmek bizleri hayrette bıraktı. Şimdi anlaşıldı ki; o sürûr, o sevinç mezkûr manevî fermânı temsîl eden masûmların ve ümmîlerin kalemlerinin yazıları nesl-i âtînin sahâif-i hayatlarına, Âlem-i İslâmın sahife-i mukadderâtına ve ehl-i îmân istikbâlinin defterlerine neşr-i envâr edeceklerinin ve o masûmların hàlis ve sâfî amelleri ve hizmetleriyle sahife-i âmâlimizde hasenâtlarını yazıp kaydetmesinin ve Risale-i Nur şâkirdlerinin mukadderâtını mes'ûdâne idâmesinin haberini veren, o daha gelmeyen hediyeden geliyordu. Benim, o azîm yekûndan hisseme düşen binden bir cüz'ü rûhan hissedilmiş, beni mesrûrâne heyecana getirmiş idi.
[^12]: (Hâşiye) Evet, hiçbir vakit Üstadımızı bu kadar neş'eli görmemiştik. Sebebini bilmediğimizden hayret ediyorduk. Emin, Feyzi
Evet, böyle yüzer masûmların makbûl amelleri ve reddedilmez duâları sâir kardeşlerimin defterlerine geçmesi misillû, benim gibi bir günahkârın sahife-i âmâline dahi girmesi, binler sürûr ve sevinç verir. Böyle karanlık bir zamanda, bu ağır şerâit altında böyle masûmâne ve kahramanâne çalışmak için, biz, hem o masûmları ve o ümmîleri ve muallimlerini tebrik, hem peder ve vâlidelerini tebrik, hem köylerini tebrik, hem memleketlerini, hem milletlerini, hem Anadoluyu tebrik ederiz.
Mübârek masûmların ve ümmîlerin herbirisine birer hususî teşekkürnâme ve tebriknâme yazmak elimden gelseydi yazacaktım; öyle ise bu arzumu bilfiil yazılmış gibi kabûl etsinler. Ben, onların isimlerini bir dâire sûretinde yazacağım, duâ vaktinde bakacağım. Hem onları Risale-i Nurun hàs şâkirdleri dâiresine dâhil edip, bütün manevî kazançlarıma hissedar edeceğim.
Benim tarafımdan onların peder ve vâlidelerine veya akrabalarına ve üstadlarına selâmlarımızı tebliğ ediniz. Cenâb-ı Hak, onları ve evlâdlarını dünyada ve âhirette mes'ûd eylesin, âmîn.
Umum kardeşlerimize birer birer selâm ve duâ ederiz ve duâlarını Kur'ânın medh ü senâsına mazhar olan bu leyâli-i aşr olan on gecelerde ricâ ediyoruz. Emin’in ve Feyzi’nin rüyaya dair fıkralarını da leffen gönderiyorum. ∗∗∗
► (074) ◄ Isparta’daki kardeşlerimize
Isparta’daki kardeşlerimize,
Latîf bir rüyanın kadere ait bir mes'eleyi, şühûd derecesinde bize kanâat verdiği gibi, o latîf rüyanın ciddi ikinci parçası bizlere manevî bir müjde ve beşâret verdiği cihetle, siz kardeşlerimize beyân ediyoruz. Şöyle ki:
