► (021) ◄ Âhir Zamandan Haber Veren Mühim Bir Hadîs
ÂHİR ZAMANDAN HABER VEREN MÜHİM BİR HADÎS:
لاَ تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ اُمَّتِى ظَاهِرِينَ عَلَى الْحَقِّ حَتَّى يَاْتِىَ اللهُ بِاَمْرِهِ
Ramazan-ı Şerîfte onuncu günün ikinci saatinde birden bu hadîs-i şerîf hâtırıma geldi. Belki, Risale-i Nur şâkirdlerinin tâifesi ne kadar devam edeceğini düşündüğüme binâen ihtar edildi.
لاَ تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ اُمَّتِى şedde sayılır, tenvin sayılmaz; fıkrasının makam-ı cifrîsi bin beşyüz kırkiki ederek nihâyet devamına îmâ eder.
لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللهُ
ظَاهِرِينَ عَلَى الْحَقِّ şedde sayılır, fıkrası dahi; makam-ı cifrîsi bin beşyüz altı edip, bu tarihe kadar zâhir ve âşikârâne, belki gâlibâne; sonra tâ kırkikiye kadar, gizli ve mağlûbiyet içinde vazife-i tenviriyesine devam edeceğine remze yakın îmâ eder.
وَ الْعِلْمُ عِنْدَ اللهِ ❀ لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللهُ
حَتَّى يَاْتِىََ اللهُ بِاَمْرِهِ şedde sayılır, fıkrası dahi; makam-ı cifrîsi bin beşyüz kırkbeş olup kâfirin başında kıyâmet kopmasına îmâ eder.
لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللهُ
Cây-i dikkat ve hayrettir ki, üç fıkra bil'ittifak bin beşyüz tarihini göstermeleriyle beraber, tam tamına mânidâr, ma'kul ve hikmetli bir sûrette bin beşyüz altıdan tâ kırkikiye, tâ kırkbeşe kadar üç inkılâb-ı azîmin ayrı ayrı zamanlarına tetâbuk ve tevâfuklarıdır.
Bu îmâlar gerçi yalnız bir tevâfuk olduğundan delil olmaz ve kuvvetli değil, fakat birden ihtar edilmesi bana kanâat verdi. Hem kıyâmetin vaktini kat'î tarzda kimse bilmez; fakat, böyle îmâlar ile bir nev'i kanâat, bir gâlib-i ihtimal gelebilir. Fâtiha’da صِرَاطِ مُسْتَقِيم ashâbının tâife-i kübrâsını ta'rif eden ﴾ اَلَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ ﴿ fıkrası, şeddesiz bin beş yüzaltı veya yedi ederek tam tamına ظَاهِرِينَ عَلَى الْحَقِّ fıkrasının makamına tevâfuku ve mânâsına tetâbuku ve şedde sayılsa لاَ تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ اُمَّتِى fıkrasına üç mânidâr farkla tam muvâfakati ve ma'nen mutâbakatı bu
