İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 172 / 218
172

“Ne vakit bir araya gelsek, Sözler’den birini açıp okuyoruz, tatlı tatlı istifade edip, üstadımızla görüşüyoruz.” demesi; bizi sürûr ile şükre sevk etti. Sadâkatte nâmdâr Rüştü’nün mektûbunda merak ettiğim noktaları beyân etmesi ve Hizmet-i Nuriye tevakkuf etmemesi ve sizlere sıkıntı olmaması, bizi çok mesrûr eyledi.

Latîf bir tevâfuk: Ahmed Nazîf’in bu defa çok meşgaleler içinde yazdığı, yalnız Ondokuzuncu Mektûb’da [Mu'cizât-ı Ahmediye (A.S.M.)] tevâfukâtın mecmûu, dokuzbin sekizyüz otuzüç adede bâliğ olduğunu gördük. O mektûbdaki Mu'cizât-ı Ahmediye’nin (A.S.M.) bir kerâmetidir diye hükmettik. ∗∗∗

► (131) ◄ Risale-i Nur şâkirdlerinden Emin ve Feyzi’nin bir fıkrasıdır

(Risale-i Nur şâkirdlerinden Emin ve Feyzi’nin bir fıkrasıdır.)

Hem, Risale-i Nurun kasabalara ve cemâatlere berekete medâr olması ve ona zarar edenlere tokat gelmesi gibi, şahıslara da pek zâhir bir sûrette, hem bereket ve hüsn-ü maîşet (ona çalışanlara) ve gaybî tokatlar, onun aleyhinde çalışanlara gelmesi, bu havâlide çok hâdiseleri var. Biz, kendi nefsimizde; çalıştığımız zaman, pek zâhir bir sûrette bir hüsn-ü maîşet, bir inâyet gördüğümüz gibi; Risale-i Nur veya şâkirdleri aleyhine çalışanlara, şiddetli tokatlar geldiğini görüyoruz.

Ezcümle: Risale-i Nurun erkânından birisi, kat'î bir sûrette haber veriyor ki; üç-dört adam, dünya servetinin hatırı için toplanıp, münâfıkâne tedbir kurdukları hengâmda; üç gün sonra, o üç-dört adamın hâneleri ve birinin dükkânı yanıp, herbiri binler lira zâyiâtla tokat yediler.

Hem bir dessâs câsus adam, Risale-i Nur şâkirdleri aleyhinde çalışıyordu ki, onları hapse attırsın. Bir gün, – serbest olarak – “Ben, bir ipucu bulamadım ki bunları hapse soksam. Eğer bir ipucu bulsam onları hapse sokacağım.” diye ilân ettiği vakitten iki gün sonra, bir iş yapıp, Risale-i Nur şâkirdleri yerinde, o adam, iki sene hapse girdi.

Hem bedbaht, muannid bir adam, Risale-i Nur aleyhinde, hem şâkirdlerinin bir rüknü aleyhinde mütecâvizâne bulunduğu hengâmda, bir-iki gün sonra meyhâneye gidip, içe içe çatlamış, orada ölmüş. Bu nev'iden çok hâdiseler var. Demek Risale-i Nur, dostlara tiryâk olduğu gibi; düşmanlara da sâika oluyor. ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.