İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 143 / 218
143

bırakmışız. Yoksa hâşâ ve kellâ! O kudsî üstadlarımızın mübârek eserlerini rûh u canımız kadar severiz. Fakat, herbirimizin birer kafası, birer eli, birer dili var; karşımızda da binler mütecâviz var; vaktimiz dar, en son silâh, mitralyöz gibi Risale-i Nur bürhânlarını gördüğümüzden, mecburiyetle ona sarılıp iktifâ ediyoruz.

Latîf bir tevâfuk.

Bu mektûbu, başta بِعَدَدِ عَاشِرَاتِ دَقَائِقِ شَهْرِ رَمَضَانَ deyip, müteaddid işler meydâna geldi, daha yazamadık; tâ, mübârek Âtıf’ın mübârek mektûbu geldi; başında, بِعَدَدِ عَاشِرَاتِ دَقَائِقِ شَهْرِ رَمَضَانَ kelimeleri mektûbumuzun başına tevâfuk etmek için bizi beklettirdi. O kerâmetkâr kalemiyle bu memlekete evvelce gönderdiği parlak yazıları Risale-i Nuru, bu havâlide imdâdımıza göndermek niyeti, pek büyük bir hizmet-i nuriye olarak, bir fedâkârlıktır; fakat kendine de çok lâzımdır.

Şimdiden, buradaki Risale-i Nur şâkirdleri nâmına ona binler teşekkür ve o hizmette onu tebrik ediyoruz. Ve onun, kerâmetli kalemi, câzibedâr esrâr-ı tevâfukiyeden yüzünü çevirip doğrudan doğruya Risale-i Nurun neşrine sarılması, bizi çok minnetdâr ve mesrûr eyledi. Cenâb-ı Hak, onun gibi hàlis, muhlis talebeleri çoğaltsın, âmîn.

Mektûblarınızda ara sıra Sıddık Süleyman’ın, eski zamanda harâretli sadâkati ve alâkadarlığı ve kuvvetli şâkirdliği ile bahsi geçiyor. O zât, ben ölünceye kadar onun sadâkati ve selâmet-i kalbini ve bana ve Risale-i Nura hàlisâne hizmetini unutamıyorum. ∗∗∗

► (110) ◄

Azîz, sıddık, hàlis, muhlis kardeşlerim ve Hizmet-i Kur'âniyede ciddi, hakîki arkadaşlarım!

Bu yakında hem Isparta’da, hem bu havâlide Risale-i Nurun İhlâs Lem'aları intişara başladığı münâsebetiyle ve bir-iki küçük hâdise cihetiyle şiddetli bir ihtar kalbe geldi. Riyâya dair “Üç Nokta” yazılacak.

Birincisi: Farz ve vâciblerde ve Şeâir-i İslâmiyede ve Sünnet-i Seniyenin ittibâ'ında ve haramların terkinde riyâ giremez, izhârı, riyâ olamaz. Meğer, gayet za'f-ı îmânla beraber, fıtraten riyâkâr ola. Belki, Şeâir-i İslâmiyeye temâs eden ibâdetlerin izhârları, ihfasından çok derece daha sevâblı olduğunu, Hüccetü'l-İslâm İmâm-ı Gazâlî (R.A.) gibi zâtlar beyân ediyorlar. Sâir nevafilin ihfası çok sevâblı olduğu hâlde; şeâire temâs eden, hususan böyle bid'alar zamanında ittibâ'-ı sünnetin şerâfetini gösteren ve böyle büyük kebâir içinde haramların

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.