güzîde ve kıymetdâr Mübârekler Hey'etinin herbir âzâlarına ve bütün kardeşlerimize ayrı ayrı ihtiramla minnet ve şükrânlarımı arz ederim.
Talebeniz ve hizmetkârınız
Ahmed Nazîf ∗∗∗
► (041) ◄ Şefkat Yüzünden, Esâsât-ı İslâmiyenin Haricindeki Bi̇d'At ve Dalâlet Yollarına Sapanları Çeviren Bir Hakikattir
ŞEFKAT YÜZÜNDEN, ESÂSÂT-I İSLÂMİYENİN
HARİCİNDEKİ BİD'AT VE DALÂLET YOLLARINA
SAPANLARI ÇEVİREN BİR HAKİKATTİR
Şefkat-i insaniye, merhamet-i Rabbâniyenin bir cilvesi olduğundan elbette rahmetin derecesinden aşmamak ve Rahmeten li'l-âlemîn Zâtın (A.S.M.) mertebe-i şefkatinden taşmamak gerektir. Eğer aşsa ve taşsa o şefkat, elbette merhamet ve şefkat değildir; belki dalâlete ve ilhâda sirâyet eden bir maraz-ı rûhî ve bir sakam-ı kalbîdir.
Meselâ, kâfir ve münâfıkların Cehennemde yanmalarını ve azâb ve cihad gibi hâdiseleri kendi şefkatine sığıştırmamak ve te'vile sapmak, Kur'ânın ve edyân-ı semâviyenin bir kısm-ı azîmini inkâr ve tekzîb olduğu gibi, bir zulm-ü azîm ve gayet derecede bir merhametsizliktir.
Çünkü masûm hayvanları parçalayan canavarlara himâyetkârâne şefkat etmek, o bîçâre hayvanlara şedîd bir gadr ve vahşî bir vicdânsızlıktır. Ve binler Müslümanların hayat-ı ebediyelerini mahveden ve yüzer ehl-i îmânın sû-i âkıbetine ve müdhiş günahlara sevk eden adamlara şefkatkârâne tarafdâr olmak ve merhametkârâne cezadan kurtulmalarına duâ etmek, elbette o mazlum ehl-i îmâna dehşetli bir merhametsizlik ve şeni' bir gadirdir.
Risale-i Nurda kat'iyyetle isbât edilmiş ki; küfür ve dalâlet, kâinâta büyük bir tahkîr ve mevcûdâta bir zulm-ü azîmdir ve rahmetin ref'ine ve âfâtın nüzûlüne vesiledir. Hattâ, deniz dibinde balıklar, cânîlerden şekvâ ederler ki; “istirahatimizin selbine sebeb oldular.” diye rivâyet-i sahîha vardır.
O hâlde kâfirin azâb çekmesine acıyıp şefkat eden adam, şefkate lâyık hadsiz masûmlara acımıyor ve şefkat etmeyip ve hadsiz merhametsizlik ediyor demektir. Yalnız bu var ki, müstehaklara âfât geldiği zaman masûmlar da yanarlar, onlara acımamak olmuyor. Fakat, cânîlerin cezalarından zarar gören mazlumların hakkında gizli bir merhamet var.
Bir zaman, eski harb-i umumîde, düşmanların Ehl-i İslâma ve bilhassa
