İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 11 / 218
11

Hem Risaleti'n-Nur, sâir ulemânın eserleri gibi, yalnız aklın ayağı ve nazarıyla ders vermez ve evliyâ misillû, yalnız kalbin keşf ve zevkiyle hareket etmiyor; belki akıl ve kalbin ittihâd ve imtizacı ve rûh vesâir letâifin teâvünü ayağıyla hareket ederek evc-i a'lâya uçar; taarruz eden felsefenin değil ayağı, belki gözü yetişmediği yerlere çıkar; hakàik-ı îmâniyeyi kör gözüne de gösterir. ∗∗∗

► (006) ◄

Azîz, tam sıddık kardeşlerim!

Benim, bu dünyada medâr-ı tesellîm ve sürûrum sizlersiniz. Eğer sizler olmasaydınız, bu dört sene azâba dayanamazdım. Sizin sebat ve metânetiniz, bana da kuvvetli bir sabır ve tahammülü verdi. Birden hâtıra gelen “Dört Nokta”:

Birincisi: Kardeşlerim, bu zelzele benim i'tikàdımda “Şakk-ı Kamer” gibi bir mu'cize-i Kur'ândır; en mütemerridi dahi tasdike mecbur eder bir vaziyete girdi.

İkincisi: Eski zamandan beri hiçbir cemâat, Risale-i Nur’un şâkirdleri kadar hak ve hakikat mesleğinde pek çok iş görmekle beraber, pek az zahmetle kurtulmamışlar. Bizim hizmetimizin ondan birini yapanlar, zahmetimizin on mislini çekmişler. Demek biz, dâima “Şükür ve Elhamdülillâh” dedirten bir hâldeyiz.

Üçüncüsü: Ben gönderilen risaleleri mütâlaa ettim. Bir kısım hakikatleri mükerrer gördüm. Makam münâsebetiyle tekrar edilmiş. Benim arzu ve belki ihtiyarım olmadan niçin böyle olmuş, kuvve-i hâfızama gelen nisyandan sıkıldım. Birden şiddetli bir ihtar ile “ Ondokuzuncu Söz’ün âhirine bak!” denildi. Baktım, Risalet-i Ahmediye’nin (A.S.M.) Mu'cize-i Kur'âniyesinde tekrârâtının çok güzel hikmetleri, tam tefsiri olan Risaleti'n-Nurda tamamıyla tezâhür etmiş. O tekrârât, o hikmetler için tam yerinde ve münâsib ve lâzım olmuş.

Hem Lütfü, hem Abdurrahman, hem Hâfız Ali hükmünde Küçük Ali sizin nâmınıza da Yirmidokuzuncu Lem'a-i Arabiye’nin tefsir ve tercümesini istemiş. Benim, şimdi onun ile meşgul olmaya ne vaktim var ve ne de hâlim müsâade eder. İnşâallâh ileride Risaleti'n-Nurun başka bir şâkirdi o vazifeyi yapacak.

Hem Yirminci Mektûb ile Otuzikinci Söz bir derece o lem'ayı izâh ederler. Hazret-i Ali (R.A.) iki defa تُقَادُ سِرَاجُ النُّورِ سِرًّا sırrıyla, perde altında gizli parlamasına işâreti, bizi ihtiyata sevk ve emreder.

Bir mes'eleye gayet kısacık bir remiz ile zekâvetinize, fehminize havâle ediyorum:

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.