İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 145 / 218
145

► (111) ◄ Küçük Husrev Feyzi’nin Bir İstihrâcıdır

KÜÇÜK HUSREV FEYZİ’NİN BİR İSTİHRÂCIDIR

Otuzüçüncü âyetten Hâfız Ali’nin istihrâcının bir zeyli ve lâhikasıdır.

Sûre-i Zümer’de ﴾ اَفَمَنْ شَرَحَ اللّٰهُ صَدْرَهُ لِْلاِسْلاَمِ فَهُوَ عَلٰى نُورٍ مِنْ رَبِّهِ ﴿ âyet-i azîmenin mânâ-yı sarîhinden başka, bir mânâ-yı işârî tabakasının külliyetinde dâhil bir ferdi Risale-i Nur ve tercümânı olduğuna kuvvetli bir delil buldum. Çünkü, ﴾  اَفَمَنْ شَرَحَ اللّٰهُ صَدْرَهُ لِْلاِسْلاَمِ فَهُوَ ﴿ cümlesi, hesab-ı cifrî ve ebcedî ve riyâzî ile bin üçyüz yirmidokuz veya sekiz eder. Demek ﴾ مَنْ ﴿ külliyetinde ve ﴾ فَهُوَ ﴿ işâretinde dâhil ve medâr-ı nazar bir ferd, inşirah-ı sadır (Hâşiye) [^16] nuruyla başka bir hâlete girip eski sıkıntıdan kurtulup nurânî bir mesleğe giren bir şahsı, eski ve yeni harb-i umumînin gelmeye hazırlanmaları olan o dehşetli tarihe ve o ferdin vaziyetine remzen bakar. ﴾ فَهُوَ عَلٰى نُورٍ مِنْ رَبِّهِ  ﴿ deki ﴾ نُورٍ مِنْ رَبِّهِ ﴿ kelimesi, Risale-i Nur ismine ve mânâsına hem cifrî, hem sûreti, hem mânâsı tevâfuk ettiği gibi, ﴾ اَفَمَنْ شَرَحَ اللّٰهُ صَدْرَهُ لِْلاِسْلاَمِ فَهُوَ ﴿ cümlesinin de makam-ı cifrîsi gösterdiği tarihte Risale-i Nur’un tercümânı olan Üstadımın –tahkîkatımla– aynen vaziyetine tevâfuk ediyor.

[^16]:(Hâşiye) Bu şerh-i sadra münâsebetdâr bir tevâfuktur, Üstadımdan anladım. Yirmibeş senedir dâima ve en mühim bir duâsı اَللّٰهُمَّ اشْرَحْ صَدْرِى لِْلاِيمَانِ وَالْاِسْلاَمِ münâcâtı olmuş.

Çünkü, o zamanda harb-i umumînin mebde’lerinde; Üstadım, eski âdetini vesâir ulûm-u felsefeyi ve ulûm-u âliyeyi bırakıp tam bir inşirah-ı sadırla Risale-i Nurun fâtihası ve birinci mertebesi olan İşârâtü'l-İ'câz tefsirine başlayıp, bütün himmetini, efkârını Kur'âna sarfetmeye başladığına tevâfuku kavî bir emâredir ki; bu asırda o küllî mânâ-yı işârîde medâr-ı nazar bir ferd, Risale-i Nurun tercümânı ve şâkirdlerinin şahs-ı manevîsini temsîl eden mümessilidir.

Evet, mâdem Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân her asırda her ferde hitâb eder bir ilm-i muhît ve bir irâde-i şâmile ile herşeye bakabilir ve mâdem ulemâ-i İslâmın ittifakıyla âyetlerin mânâ-yı sarîhinden başka işârî ve remzî ve zımnî müteaddid tabakalarda mânâları vardır.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.