oldu. Sizleri ve bilhassa musîbet-zedeleri ve hususan Hâfız Mehmed’i tebrik ediyoruz ve geçmiş olsun deriz.
Bir Tesettür Risalesiyle yüz adamı, yüz gün tevkìf eden ve onun gibi yüzer risalelerle bir tek adamı, bir gün tevkìf edemeyen bir mahkemeye hükmedip galebe çalan sizlerin hàrika sadâkatiniz ve fevkalâde ihlâsınız ve sarsılmaz metânetiniz ve kuvvetli tesânüdünüz olduğunu bizde kat'iyyet kesbetti; şübhemiz kalmadı. Cenâb-ı Hak sizden ebeden râzı olsun, âmîn. ∗∗∗
► (097) ◄
Azîz, sıddık kardeşlerim!
Evvelâ: Seksen küsûr sene bir ömr-ü manevîyi sizlere kazandıracak olan şühûr-u selâse-i mübârekeyi ve bilhassa bu geceki Leyle-i Regâibi tebrik ediyoruz. Sizin berâetiniz ve ma'nen galebeniz zâlimleri şaşırttı. Cebheyi, burada değiştirdiler. Düşmanâne taarruzdan vazgeçip, dostâne hulûl edip, hàs talebeleri Risale-i Nurun hizmetinden geri bırakmak için memuriyet gibi bir meşgale buluyorlar veya terfîan işi çok diğer bir memuriyete veya diğer bir meşgaleyi buluyorlar. Burada, o nev'iden çok vâkıalar var. Bu taarruz, bir cihette daha zararlı görünüyor.
Sâniyen: Burada, Lise mektebine te'sirli bir nur girdi. O da Otuzikinci Söz’ün Birinci Mevkıfı, Otuzuncu Lem'a’nın İsm-i Adl ve Hakem Nükteleri, Tabiat Lem'ası hâtimesine kadar. Âyetü'l-Kübrâ’nın, “Evet, bu dünya memleketine ve misâfirhânesine giren herbir misâfir...” diye başlayan Birinci Makamın başından ilhâm, vahiy mertebeleri haric kalıp, tâ Onsekizinci Mertebe olan kâinâtın hudûs hakikati, tâ imkâna kadar, yeni hurûfla, bir ihtar-ı manevî ile izin verdik. Daktilo (el makinesi) ile kendilerine yazdılar. Siz de bu dört parçayı birden cild yapıp yeni hurûfla ehl-i inkâra onikilik top güllesi gibi atabilirsiniz.
Ben, bu sene çok zaîf ve ihtiyar ve âciz bir hâlde bulunduğumdan, genç kardeşlerimden manevî muâvenetlerini bu mübârek şühûr-u selâsede ricâ ediyorum. Herbirisine birer birer selâm ve dâreynde selâmetlerine duâ ediyoruz.
Said Nursî ∗∗∗
