İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 187 / 218
187

hakîki nefs-i emmâreden değil, belki mecâzî bir nefs-i emmâreden şekvâ etmişler. Sonra gördüm ki, İmâm-ı Rabbânî dahi bu mecâzî nefs-i emmâreden haber veriyor.

Bu ikinci nefs-i emmârede şuûrsuz kör hissiyat bulunduğu için, akıl ve kalbin sözlerini anlamıyor ve dinlemiyor ki onlarla ıslah olsun ve kusurunu anlasın. Yalnız tokatlar ve elemler ile nefret edip veya tam bir fedâiliğe her hissini maksadına fedâ etsin. Ve Risale-i Nurun erkânları gibi, herşeyini, enâniyetini bıraksın. Bu acîb asırda dehşetli bir aşılamak ve şırınga ile hem hakîki, hem mecâzî iki nefs-i emmâre ittifak edip, öyle seyyiâta, öyle günahlara severek giriyor. Kâinâtı, hiddete getiriyor. Hattâ kendim, bir dakika zarfında, yirmi paralık bir sıkıntı ile, altmış liralık bir haseneye tercih etmeye çalıştım.

Hem on dakika zarfında, büyük bir mücâhede-i manevîde, benim cebhemde, kırk ikilik bir top gibi düşmanlarıma atıp yol açtığı hâlde; o iki nefs-i emmârenin, muvakkat bir gaflet fırsatında, hodgâmlık ve meyl-i tefevvuk gibi gayet zulümlü ve zulümâtlı hissiyle, büyük bir şükür ve teşekkür yerine, “Ne için ben atmadım” diye, en çirkin bir riyâ ve rekabet damarını hissettim. Cenâb-ı Hakk’a yüzbin şükür ediyorum ki, Risale-i Nur ve bilhassa İhlâs Risaleleri, o iki nefsin bütün desâisini izâle ve onların açtığı yaraları tedâvi ettiği gibi, o bir dakika ve on dakikadaki hâletleri birden izâle etti. Ve manevî bir istiğfar olan kusurumu bildim. O hatânın muaccel cezası olan içindeki elemden ve azaptan kurtuldum.

Umum kardeşlerimize birer birer selâm ederiz. ∗∗∗

► (144) ◄

Azîz, sıddık kardeşlerim!

Birden rûhuma gelmiş bir endişeyi beyân ediyorum.

Ehl-i dalâlet, Risale-i Nurun elmas kılınçlarına mukàbele edemedikleri için, şâkirdleri içinde, derd-i maîşet cihetinden.. ve bahar mevsimi gafletinden istifade ederek; – meşrebler veya hissiyatları muhâlefetinden – zaîf damarları bulup, şâkirdler içindeki tesânüdü sarsmak istediklerini hissettim ve anladım. Sakın! Çok dikkat ediniz, içinize bir mübâyenet düşmesin. İnsan, hatâdan hàlî olamaz; fakat tevbe kapısı açıktır.

Nefis ve şeytan, sizi, kardeşinize karşı i'tirâza ve haklı olarak tenkide sevkettiği vakit; deyiniz ki: “Biz, değil böyle cüz'î hukukumuzu, belki hayatımızı ve haysiyetimizi ve dünyevî saâdetimizi Risale-i Nurun en kuvvetli râbıtası olan tesânüde fedâ etmeye mükellefiz.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.