İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 42 / 218
42

iki adedi onun yarısı olan kırka ve üçü onun nısfı (Hâşiye)[^6] yirmiye inmesi ve birbiriyle tevâfukları ve Lafza-i Celâlin ve Kelime-i Tevhidin lem'alarını ifâde etmeleri gibi, muntazam niseb-i adediye ve mânidâr münâsebet-i tevâfukiye bize kanâat veriyor ki, tesâdüfî değil, belki alâmet-i kabûl bir tevfiktir; bir tanzimdir.

[^6]:(Hâşiye) Seksendördüncü sahifenin ikinci hâşiyesinde حمزة âhiri (ة) dır. (Arabî İşârâtü'l-İ'câz'ın ilk tab'ının seksendördüncü sayfası)

Kardeşiniz

Said Nursî ∗∗∗

► (036) ◄ Risale-i Nura İşâret Eden Otuzüçüncü Âyetin İstihrâcına Dair Hâfız Ali’nin Bir Fıkrasıdır

RİSALE-İ NURA İŞÂRET EDEN OTUZÜÇÜNCÜ ÂYETİN

İSTİHRÂCINA DAİR HÂFIZ ALİ’NİN BİR FIKRASIDIR

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ

Azîz Üstadım Hazretleri!

Dün akşam namazını kılarken ikinci rekâtta Fâtiha-i Şerîfeden sonra

﴿ شَهِدَ اللّٰهُ اَنَّـهُ لَٓااِلٰهَ اِلَّاهُوَ وَالْمَلٰئِكَةُ وَاُولُوا الْعِلْمِ قَٓائِمًا بِالْقِسْطِ لَٓااِلٰهَ اِلَّاهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ ﴾

âyetini okurken, hiç düşünmediğim, akıl ve kalbimde bir şey, taharrîye bir sebeb yokken, birdenbire rûhun penceresine şu azîm âyet-i kerîmenin Risale-i Nura ve müellifine bir münâsebet-i maneviye ile işâreti gösterildi. Namazdan sonra düşündüm. Hakikaten kuvvetli bir münâsebet-i maneviyesi var. Şöyle ki:

Bu kâinâtta, vahdâniyet-i İlâhiyeyi cin ve ins ve rûhâniyâta karşı kat'î bir sûrette gösterip isbât eden birinci, Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şân olduğu gibi bu asırda ikinci, üçüncü derecede kemâl-i adâletle ve sâdık ve musaddak hüccetlerle vahdâniyeti vâzıh ve bâhir bir sûrette kâinât safahâtında ins ve cinnin enzârına arzedip isbât eden Risale-i Nur, bütün tabakàt-ı beşere hem medrese, hem mekteb, hem kışla, hem hakîm, hem hâkim olarak en

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.