İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 43 / 218
43

âmî avâmdan en ehass-ı hàvâssa kadar ders verip ta'lim ve terbiye etmesi bizce meşhûd olmasıyla, bu âyet-i kerîmenin bir mevzûu, bir mâsadakı da Risale-i Nur olmasına şübhesiz bir kanâat veriliyor.

İkinci Kelime-i Tevhidden sonra ﴾ اَلْعَزِيزُ الْحَكِيمُ ﴿ isimleriyle Cenâb-ı Hak (Celle Celâlühû) zâtını tavsif buyurup, ikinci derecede aynı isimlerin mazharı olan Risaleti'n-Nur şahs-ı manevîsine işâret etmesi, Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şân’ın şe'nine yakışır bir keyfiyettir. Çünkü belki bütün dünyaya muhâlif olarak fakr-ı hâliyle beraber izzet-i şerîat-ı İlâhiye ve izzet-i ilmiyeyi muhâfaza için ölümden beter musîbetlere karşı göğüs geren, tahammül eden Risale-i Nur tercümânı olduğu gibi; zeminde ve semâvâtta hikmetle tasarrufâtın muammâsını açan yine Risale-i Nur olduğu sâdık ve musaddaktır. Bu kuvvetli münâsebet-i maneviyeyi te'yid eden bir emâresi de şudur ki:

﴾ اُولُوا الْعِلْمِ  ﴿ makam-ı cifrîsi ikiyüz ondört olup, Risale-i Nurun bir ismi olan بَدِيعُ الزَّمَان (şeddeli ز Lâm-ı aslî sayılır.) makamı olan ikiyüz ondörde tam tamına tevâfuku ve müellifinin hakîki ve dâimî ismi olan Molla Said’in makamı olan ikiyüz onbeşe bir tek farkla tevâfuku, elbette bu kelime-i kudsiyenin her asra baktığı gibi, bu asra da medâr-ı nazar bir ferdi Resâili'n-Nur olduğuna bir emâre olduğu gibi, ﴾ وَاُولُوا الْعِلْمِ قَٓائِمًا بِالْقِسْطِ ﴿ (okunmayan ikinci “vav” ve “hemze” sayılmaz) makamı olan altıyüzbir adediyle, Risale-i Nurun beşyüz doksandokuz makamına; ve Resâili'n-Nur makamına yalnız iki farkla, iki ismine tevâfuku dahi bir emâre olduğu ve ﴾ شَهِدَ اللّٰهُ اَنَّـهُ لَٓااِلٰهَ اِلَّاهُوَ وَالْمَلٰئِكَةُ وَاُولُوا الْعِلْمِ ﴿ cümle-i tevhidiye-i kudsiyesinin makam-ı cifrîsi ve ebcedîsi olan bin üçyüz altmış adediyle, (Hâşiye) [^7] tam tamına bu acîb isyan, tuğyan, temerrüd asrının ve garîb, küfran ve galeyân ve ilhâd zamanının bu senesine ve bulunduğumuz bu tarihe tevâfuku ve tetâbuku elbette kuvvetli bir emâredir ki, bu pek büyük ve geniş ve âmm olan tevhid ve şehâdetin medâr-ı nazar ehemmiyetli efrâdı ve mâsadakları her zamandan ziyâde bu şehâdete muhtaç, bu asrın bu vaktinde bulunacaktır. Ve şimdilik o şehâdeti te'sirli bir sûrette isbât eden

[^7]:(Hâşiye) Okunmayan iki "hemze" sayılmaz.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.